![]() |
Sözlük - Lost Password - Edit Account
Word Requests x Others | Helpful Answers |
|
||||
|
Quote:
Turkiye'de kimin cumhurbaskani olup olmamasi neden tartisiliyor bunun cevabini verelim. Tayyip Erdogan'in ya da enaz kendisi kadar bir insanin AKP'den aday gosterilecegi su goturmez bir gercek. Cumhurbaskani demek, Cumhuriyetin baskani demek!Yani, Cumhuriyeti koruyp kollayacak olan, devlet mekanizmalarini denetleyecek olan insan! Baskumandan! Turkiye Cumhuriyeti Anayasasina bagli insan! Cumhuriyet Inkilaplarina goz kulak olacak insan! Tayyip Erdogan kim peki? Ben Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye’yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime, Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan, şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma, dinim, Allahım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim.” Tayyip Erdogan, zamaninda bu sozleri soylemis insan. Tayyip Erdogan ve vekilleri, iktidar donemlerinde Cumhuriyetin temel yasalarinin hemen hepsini ihlal etmis insanlar.. Ya simdi ne oluyor? Bu adamlar, cikip Ataturk Cumhuriyetine, onun inkilaplarina sahip cikmak icin aday oluyorlar?? Bu ne perhiz.Bu ne lahana tursusu?? ********* ********* Demokrasi, ancak belli sartlar oturdugu zaman bir ulkede uygulanabilir. Bu sartlar nelerdir? Egitim seviyesi: Ulke insaninin egitim seviyesi bakimindan belli bir seviyeye gelmesi Sanayilesme: Ulke sanayisinin belli bir seviyeye gelmesi.Kendi kendini idare edebilecek seviyeye.Enazindan ulkede issizilik seviyesini cok asagida tutabilecek seviyeye gelmesi zorunludur! Kultur: Osmanli donemindeki Turk kulturu, buyuge itaat idi..Buyukler ne derse o yapilmaliydi. Yani, ayni Osmanli'nin padisahlik rejimi gibi. Baba ne derse o olur!YA Ataturk ne yapmaya calisti? BU yanlisligi duzeltmeye.Nedne calisti? Cunku, bir ulkede demokrasi ancak insanlar kisisel ozgurluklerini saglarlar ise mumkun olabilirdi. Bagimsizlik: Ulkenin ekonomik acidan bagimsiz olmasi demek, insanlarin hur olmasi demektir ki, insanlar ancak hur olduklari zamanki iradeleri ile demokrasilerini yasarlar. Simdi soruyorum. Turkiyede, memleketimizin su halinde demokrasi yasatilabilir mi? Gecelim ve daha profesyonel birisi konussun.. Madem Demokrasi dediniz..Su yazilari lutfen okuyun.Bakin ulkemizdeki demokrasi ne demokrasisi imis! Özdemir İNCE Sadaka ve avanta demokrasisi TÜRKİYE'de devletin, demokrasinin, kamu düzen ve yönetiminin evrensel tanım ve kurallarına kimsenin bir dirhem saygısı yok. Saygısızlık sadece iktidarda, muhalefette, bilim çevrelerinde değil. Toplumun tamamında. Çağdaş devlet ve toplumun iki temel direği, Türkiye'de her saniye tecavüze uğruyor. Nedir bu iki temel direk? 1. Çoğul nitelikli çoğulcu toplumlarda, Anayasa, toplumsal (sivil) barışı sağlayıp sürdüren bir toplumsal anlaşmadır. (John Rawls "Paix et democratie", Ed. La Decouverte, S.178-179.) 2. Demokrasi, koşulların eşitliğidir. Demokrasi hareketi, koşulların her gün daha eşit olmasını sağlayan harekettir. (Pierre Manent, "La Raison des Nations", Gallimard, S.21.) 3. "Bir demokrasi", kendi ihtirasını doyurmak için demokrasiye yeterince yer bırakan bir "oligarşi"dir. (Jacques Ranciere, "La haine de la democratie", Ed.La Fabrique, S.82.) Bu son tanım, Türkiye koşullarında fazla liberal olduğu için şimdilik dışarıda bırakalım. LÜMPEN PROLETARYA Demokrasi ve demokrasinin eşitlikçi düzeni, "daha çok demokrasi" yaveleriyle sağlan(a)maz. Mevcut demokrasi uygulamasının yukarıdaki iki maddeye uyup uymadığı denetlenerek (belki) sağlanır. Sözü, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün 20.2.2007 tarihli "Sadaka Kültürü mü Dediniz" yazısına getireceğim. CHP'li Bülent Tanla'nın bir araştırmasını özetledikten sonra kendi yorumunu getiriyor: AKP, belediyeler ve cemaatler aracılığıyla, varoş lümpen proletaryasına, yiyecek, kömür, giyecek yardımı yapıyor ve böylece kendine sadık bir seçmen kitlesi yaratıyormuş. Ertuğrul Özkök, "Erdoğan sosyal devlet kavramını geriletirken tamamen kendine bağlı bir sadaka kültürünü siyasetin temel etkeni haline getiriyor" diyor. Benim 1980-2000 arasında edebiyat dergilerinde, 2000'den bu yana da Hürriyet'te yazdığım "Avanta Kültürü Demokrasisi" bu. Ertuğrul Özkök'ün yorumuna katılıyorum, ama "CHP'li belediyeler de neden böyle faaliyetler yapmıyor?" gibi bir soruyu sormadan. ANAYASAL SUÇTUR Çünkü AKP, varoşlarda sadaka kültürünü uygulayarak Anayasa ve demokrasi suçları işlemektedir. Ciddi bir hukuk devletinde bu türden uygulamalara izin verilmez. AKP, uyguladığı sadaka ekonomisiyle Anayasa'nın 2. maddesinin "demokrasi" ve "sosyal hukuk devleti" ilkelerini açıkça çiğneyerek suç işlemektedir. Devlet düzeninde hukukun yerine dini tercihleri getirmektedir. Bu davranışın, silahlı hükümet darbesi yapmaktan farkı yoktur. AKP, Fak Fuk Fon ve sadakayı sadece kendi yandaşlarına ve baştan çıkarmak istediği varoş lümpen proletaryasına dağıtarak demokrasinin eşitlik ilkesini çiğnemektedir. Sadaka ve avanta demokrasisi yeni değil. 1950'den sonra Demokrat Parti ile başlamıştı. Bu haftanın yazılarında bu konuda kazı yapacağım. Tarihle yüzleşmeye meraklı neoliberallere de İslamcı ortaklarının marifetlerini değerlendirmelerini tavsiye ederim. 27 Şubat 2007 ********* ********* AKP demokrasiyi öldürüyor TÜRK solu konusunda yazarken, halkın sola neden oy vermediği sorusuna akıllı bir yanıt ararken genellikle hep şu sonuca varmışımdır: 1. Kapitalizm bütün kurallarıyla işlemeden halk sol partilere oy vermez; 2. İnsanlar köyden gelip kentlerin en manzaralı yerlerinde gecekondu yaptıkça; gecekondulara su, elektrik, telefon bağlandıkça; gecekondular bedavacı yatırıma ve ranta dönüştükçe; gecekonducular himaye edildikçe halk sol partilere oy vermez; 3. Kayıt dışı ekonomi sürdükçe, nüfusun yarısı vergi kaçırdıkça halk sol partilere oy vermez; 4. Sigorta primi ödemeden, aralarında yeşil kart da olmak üzere sağlık hizmetlerinden yararlandıkça halk sol partilere oy vermez; 5. Belediyeler ramazan çadırı kurdukça; çalışmayan lümpene kazanç ve avanta sağladıkça; Fak Fuk Fon tufeylilere para dağıttıkça halk sol partilere o vermez. Başkaları da nihayet bu gerçeği görmeye başladılar. Ama hálá anlayamadıkları karanlık noktalar var. "AKP niye açık ara önde?", "AKP neden birinci parti?", "Sadaka kültürü mü?" diye sorular soruyorlar. Ama soruların doğru yanıtını bulamıyorlar. HALKA RÜŞVETLE Mİ SEÇİM KAZANACAKLAR? Sağ partilerin Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi, ANAP menzillerinden geçerek uyguladığı reçeteyi AKP cılkını çıkartırcasına yozlaştırdı. Genç Parti'nin televizyonlara verdiği reklamlara bakılacak olursa, bu parti AKP'ye de nal toplatacak bir dehaya sahip görünüyor. Ne olacak şimdi, rüşvet yöntemi meşrulaşacak mı? Hangi parti halka daha çok rüşvet verirse o parti mi seçim kazanacak? Ey yumurta kafalı aydınlar, neoliberal bilginler, 2. cumhuriyetçi bobstiller bu soruma bir cevap verin! Cevap verin diyorum, ama cevap veremeyeceğinizi de avcumun içi gibi biliyorum. Cevap vermeniz için, 1950-2007 yılları arasına biraz kafa yormanız gerek. Ki böyle bir şey yaptığınızı hiç görmedim. MÜCADELE YÖNTEMİ AŞAĞIDAKİ YAZIDADIR AKP'nin neden başarılı olduğunu nihayet fark edip de nasıl mücadele edeceğini bilemeyenlere aşağıdaki mücadele yöntemini öneriyorum: "Halka en çok rüşveti kim verirse seçimi o kazanır" rezilliğine, ahlaksızlığına bir son vermenin zamanı gelmedi mi? Uygulanan bu yöntem devlet, cumhuriyet, demokrasi ve halk düşmanlığı değil mi? Ahlaksızlık dozunu artırarak ahlaksızlıkla mücadele edilemez. Bütün Türkiye kendisine ve karşısındakine şu soruyu sormalıdır: "AKP'nin para, kömür, gıda, yiyecek dağıtması yasalara uygun mu? AKP bu uygunsuz yöntemi hangi bütçe ile uygulayıp gerçekleştirmektedir? Bu uygulamalar, toplumun, vatandaşların tümüne ait olan bütçeyi belli bir kesime akıtmamakta mıdır? Böylece, vatandaşlar arası eşitlik ilkesi çiğnenmemekte midir?" Bu sorulara verilecek cevaplar AKP'nin suç işlediğini kanıtlayacaktır. Cumhuriyetin savcılarını harekete geçirmek için siyasal partiler ne yapıyor Allah aşkına? 28 Subat 2007 ********* ********* Cemaat ideolojisi ve demokrasi ABD'ye dünyanın dört bir yanından akan göçmen ile Türkiye'de kırsal kesimden kentlere akan yığınlar arasında, siyasal bilinç bakımından hiçbir fark yok. Koşullar ikisinde de siyasal bilinç oluşmasına izin vermemektedir. Siyasal bilinç, bireysel olduğu kadar sınıfsaldır. Ama bir cemaate mensup oluş, sınıfsal ve siyasal bilincin oluşması karşısında en büyük engel. ABD göçmen topluluğunda "bireysel başarı" herhangi bir cemaate (İtalyan, İrlanda) güçlü mensubiyeti dışlamıyordu, aksi durumda bireysel tecride katlanmak mümkün olmazdı. ABD ideolojisi, kimliğin bu eksende oluşmasını teşvik ederek sınıf bilinci ile yurttaşlık bilincinin oluşmasını engellemiştir. Bunun nasıl çalıştığını "Baba" filmlerinden çok iyi biliyoruz. Oysa 1789 Büyük Devrimi, 1830, 1848 ve 1871 devrimlerinden geçerek Avrupa'da siyasal vatandaşı yarattı. * * * Türkiye'de 1950'den sonra gelişen toplumsal süreç, Avrupa'dan çok ABD'ye benzemektedir ki bu durum 1789'dan ilham alan Cumhuriyet'in özüyle çelişmektedir. 1946'da ilk kez demokratik seçim sandığına giden vatandaşlar, günümüze göre çok daha politize idiler. 1946'dan 2007'ye doğru yol aldıkça vatandaşın "seçmen bilinci" giderek azaldı. Çünkü seçmen bilincinin yerini giderek artan bir yoğunlukta cemaat ve tarikat bağımlılığı aldı. Siyasal bilincin yerini "biat ve itaat" töresi aldı. Sosyal bilimciler, siyasal bilimciler bu durumu görmüyorlar, görmek istemiyorlar. Medyanın zaten bu türden olguları algılayacak yeteneği yok. Demokrat Parti+Adalet Partisi+Doğru Yol Partisi+ANAP+Erbakan partileri, siyasal vatandaş bilincinin yerini cemaat ve tarikat bağımlılığının alması için el birliği yaptılar. Sonuçta parsayı AKP topladı ve topluyor. Çünkü, Erbakan partileri hariç ötekilerin cesaret edemediği bir başka rejim hayal ediyor. Bu rejimde arzu edilen, haklarını arayan siyasal birey yani "seçmen" değil, Fak Fuk Fon, fitre, sadaka ve avanta ile yetinen (geçinen) mürit. * * * Bu gerçeği görmek için; siyasal bilimcilerin, toplum bilimcilerin, kamuoyu araştırmacılarının, gazete yazarlarının kafa ve terminoloji değiştirmeleri gerekiyor. Durumu anlamaları için şu gerçekleri görmeleri gerekiyor: 1. Seçimlerde sandığa giden kişiler, giderek seçmen özelliğini yitiriyor. 2. Solda ve sağda seçmen bilincine sahip bir laik kesim var. 3. Seçmenlerin dörtte biri cemaat ve tarikat mensupları. 4. Dörtte bir oranında da henüz ne seçmen, ne de cemaat ve tarikat mensubu olabilmiş lümpen kitle. AKP şu anda 3. ve 4. grubu besliyor ve ondan besleniyor. Bu ilişki yasal, meşru ve ahlaki değil. Bunun mutlaka yasal yollardan engellenmesi gerekiyor. Ancak kafa ve kalem erbabı, yapılması gerekeni yapmıyor, solu ve CHP'yi suçluyor. 3 Mart 2007 Demokrasi dedigin de tam boyle olur zaten!! Last edited by wshmstr; 2007-04-09 at 06:19. |
|
||||
|
Quote:
Aynı bugünün aracılarla deliğe süpürülmekten kurtulmaya çalışan AKP iktidarının yaptığı gibi gayri milli petrol yasası hazırlayarak, hazırlamakla kalmayıp içine bir de "Bu kanun yabancı petrol şirketlerinin izni olmadan değiştirilemez." diye yazan Demokrat Parti ve onun "Siz isterseniz hilafeti dahi getirirsiniz." diyen yönetimi ve tabiki zihniyeti nasıl halkçı oluyor? Halkçı olabilir aslında. Neden olmasın? Ama, bu halkın Türk değil, yabancı petrol şirketlerinin bağlandığı Amerikan ya da İngiliz halkı olduğu çok açık. Bi de CHP üzerinde Mustafa Kemal'e diktatör, onun kurduğu ideoloji Kemalizm'e totaliter rejim deme hastalığı yok mu? Var, görüyoruz işte. Efendi, efendi... Sormak lazım, bırakın Menders'i bilmem kimi, siz acaba Mustafa Kemal'in yerinde olsaydınız, içinizden kaçınız "Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir!" diyecek, kulu yurttaş, tebaayı halk, cemaatı cemiyet edecek devrimlerin altına imzanızı atabilirdiniz? Dünyada kaç lider bunca güce rağmen Mustafa Kemal'in yaptıklarını yapmayı seçebilmiş, kaçı diktatör olmuş? Sanırsın ki, Mustafa Kemal Vahdettin'i devirmiş de padişahlığı devam ettirmiş, kendini şeyhülislam ilan etmiş. Bu utanmazlar servetindeki artışı oğlunun düğününde takılan 150 cumhuriyet altınına bağlayan başşıhlarına biat etmeyi uygun bulurlar da, Çankaya'yı kendi bütçesi ile çekip çeviren, maaşları ödeyen Mustafa Kemal'i hakir görürler. Aynı bugün Çankaya Köşkü'nde oğlunun düğününde elektrik parasını cebinden ödeyen Sezer'i hakir gördükleri gibi. Demokrasiymiş... Kime demokrasi? Halka demokrasi mi, ajan provakatörlere, komprador işbirlikçi sermayeye mi, yabancı şirketlere mi, ABD'ye mi? Kime demokrasi? Nasıl bir demokrasi? A, tabi, son 12 yıldır söylediklerine bakarsak, "Demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır. Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız." "Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz." "Elhamdülillah şeriyatçıyım." "Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok." "Her 10 Kasım'da yaygara kopartılıyor." "İçki yasaklansın." "İstanbul'u Medine yapacağız." "Bütün okullar imam hatip yapılacak." "Sadece imamlar resmi nikah kıysın." "Türkiye'nin yarınında Kemalizm'e ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur. Kemalizm'in yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. Bizim için en üst belirleyici İslam'ın etkileridir. Herşey ona göre belirlenir." ve daha bunun gibi bir sürü sözleri sarf etmiş Tayyip Erdoğan'ı cumhurbaşkanı seçmek, seçtirmek demokrasi gereğidir. Değil mi? Öyledir zira bunu hak eden bir milletiz ve birileri de bunu biliyor. Bakın, Erdoğan bir mitingte ne demiş: "Yolumuzun ortasında inek oturmuş, yolumuzu kapatıyor, menzile ulaşmamızı engelliyor. İneği yolumuzdan önce lafla, usul usul, sonra evellah sizlerin yardımıyla, artık nasıl olursa, nasıl denk gelirse kaldıracağız." Bu cümlelerde inek nedir, kimdir, menzil nedir, neresidir, denk gelecek olan nedir açıklamaya gerek var mı? Devam edelim demokrasi dersimize. Demokrasi laiklik olmadan olabilir mi? Bakalım Erdoğan ne diyor? "Hem laik hem müslüman olunmaz. Ya müslüman olacaksın, ya laik. İkisi birarada olunca ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisi bir arada olamaz." Ya, demokrasi aşıkları... Bu işte demokrasi anlayışınız. "Referansımız İslam'dır. Tek hedefimiz İslam devletidir." Bir de değiştim, yok değişmedim konusu var. Değişti mi? Bakalım oğlunun nikah davetiyesine: 29 Zilkade 1421 Ama bunlar yetmez bazı yüzsüz demokratlara, devam edelim. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan, egemenlik kayıtsız şartsız Allah'ındır." Böyle mi demokrat olunuyor ey demokratlar? Hem geçtim demokrasiyi asıl sorun Türkiye Cumhuriyeti'nin bekaası. Niye mi? "Sayın Öcalan'ın durumuna gelmek istemiyorum." "Sayın Öcalan düşüncelerinin değil, aldığı kellelerin hesabını veriyor." "Biz durduk yerde onlara operasyon yapmayız." (PKK kastediliyor) Demokratlar, siz şehitlere kelle mi diyorsunuz? Terörist başına sayın diye mi hitap etmek gerekiyor "sizin" demokrasinizde? "Türkiye'yi pazarlıyorum. Bizim için verilecek para önemlidir. Herşeyi pazarlar satarız, parayı veren düdüğü çalar." Nereye kadar neyin parasını kim verdi Sayın Erdoğan'a demokratlar? Ve demokratlar, demokraside vatandaşa şöyle mi seslenilir? "Dur dinle be! Dur dinle be! 9 ay 10 gün be." "Yahu bu millet yatıp kalkıp sizlere mi çalışacak" (Erzurum'da çiftçiye) "Efendi sen kim oluyorsun. Buna mecelle karar verir" (Danıştay saldırısından önce Türkiye Cumhuriyeti anayasası ve kanunlarına göre karar alan Danıştay hakimlerine) "Sallama, elini kolunu sallama. Her yerin oynuyor be." (Muhalafet milletvekiline) "Ulan terbiyesizlik yapma. Artistlik yapma ulan! Hadi ananı da al git buradan." (Mersin'de vatandaşa) "Ne konuşucam o kadınla?" (Şehit annesine) Ve en korkuncu: "Efendi sen kim oluyorsun. Buna mecelle karar verir" "Biz hukuka aykırı birşey yapmıyoruz. Mecelle'de böyle bir kaide var." (Cumhurbaşkanı Sezer'den dönen kadrolaşma hareketini vekillerle götürmelerini mecelle yani şeriat ile açıklıyor. Nerede? Sosyal, demokratik, hukuk devletinde) Demek mecelleyi esas almak demokrasi gereği, öyle mi? Arkadaşlar... İşte şu an Başbakan olan ve Cumhurbaşkanı olarak belirli çevrelerce seçtirilmeye çalışılan Recep Tayyip Erdoğan budur. Halk sizsiniz, neyi hak ettiğinizi düşünüp ona göre karar veriniz ve bu kararınız için sonuna kadar mücadele ediniz. Etmediğiniz takdirde olacaklardan ordu, muhalefet, o, şu, bu değil, siz sorumlusunuz, bunu unutmayınız. Hatta, buyrun bu konuda bana da gelmiş bir çağrıyı burada size iletiyorum: ÇOCUKLARINIZ “NEDEN ORADA DEĞİLDİN” DİYE SORMASIN! Ben 14 Nisan saat 11:00’de Tandoğan’dayım ve Atanın huzuruna yürüyeceğim. Ülkeyi yaklaşan kabustan kurtarmak adına yurttaşlık görevimi yapacağım. Siz ne yapacaksınız? Yıllar sonra torunlarınıza “Evet oradaydım” diye gururla anlatacak mısınız, yoksa çocuklarınız “Neden orada değildin?” diye sorduklarında başınızı önünüze mi eğeceksiniz? Ben tehlikenin farkındayım ve 14 Nisanda Tandoğan Meydanında olmayı seçiyorum. Sizi de bekliyorum. Prof.Dr.Mehmet NEŞŞAR CUMHURİYET HALK PARTİSİ Denizli Milletvekili 09 Nisan 2007 Last edited by suildur; 2007-04-11 at 02:18. |
|
||||
|
Bu rejim Menderes ve Ozal'i harcadi simdi sira Tayyip'te. Kanaatimce o da harcanacak. Ne zaman birisi bu memleket icin bisey yapmaya kalksa hemen laiklik ve demokrasi sakiz yapiliyor agizlarda, din dusmanlari uykularindan uyanip irticayi hortlatiyorlar, senaryo hep ayni yalniz bu devlet, millet ve din dusmanlarinin goremedikleri bir sey var. Artik kimse yemiyor bu ayaklari. Haberiniz ola... Sayfalar dolusu yazsaniz kimin umurunda, bu millet uyaniyor artik...
Su yazdiklarinizi sadece boyle dusunmeye itildiginiz icin(ne diyeyim, Allah gozlerinizi ve kalplerinizi acsin), ya da dinin(Islamin) sizin hayatinizda hicbir yeri olmadigi icin yazdiginizi adim gibi biliyorum. Yanlis miyim?(Bana benim kalbim temizdir, daha dun deo parfumlu ALO ile yikadim ayaklari da yapmayin, cunku artik onu da yemiyoruz
|
|
||||
|
Quote:
Ben bir yazımda kul-köle derken başka bir arkadaş, bütün iyiniyetine rağmen, kimse kimsenin kulu kölesi olmuyor diyordu. Hadi buyrun bir düşünün, cemaat mensubu insanlar var aramızda, hadi dünyevi ilişkileri ile cemaat ilişkilerini ayırıversin bir tanesi! Ayıramaz, ve bunu da "kendi iradesi" imiş gibi ortaya koyar, bir de yetmez beni ve benim gibi konuşanları demokrasi düşmanı olmakla suçlar. Akıl ve vicdan serbest değilken, hangi mantık ve irade ile siyaseten tercih edeceksin? E, işte, ediliyor ya (!) demokrasiyi aracı olarak fütursuzca ilan edenler önce Büyükşehir Belediye Başkanı, sonra Başbakan oluyor. Az bekleyin, cumhurbaşkanı da olurlar... Az daha bekleyin demokrasi tramvayından inecekleri vakit gelir ve inerler. İşte o zaman demokrasiyi tam göreceğiz... Bakalım neler olacak o zaman! |
|
||||
|
Quote:
Bu adam Abdullah Öcalan'a sayın, şehitlere kelle, demokrasiye istedikleri durakta inecekleri tramvay demedi mi? Allah size akıl, fikir ve hepsinden önce vicdan versin. Yalan mı bu yazdıklarımız? Allah'a havale ediyorum sizi, bu inkarınızın, riyanızın ve iftiranızın hesabını ancak O görür! Nasıl bir fütursuzluktur bu sizinki? Sayfalarca yazdıklarımızmış... Allah için birine yalan desenize... Diyemezseniz yalancı olan sizsiniz, hem de Allah, kitap, din diye diye yalan söyleyensiniz. Hadi yalan deyin bakalım. Memleket için birşeyler yapmakmış. Hangi memleket? Feto'nun memleketi ABD için mi? Oger'in memleketi Suudi Arabistan mı? Hangi memleket? Din düşmanıymış... Siz kime din düşmanı diyorsunuz? Varsa cesaretiniz açık açık söyleyin. Siz cesaret edemezsiniz ama ben açık açık söyleyeyim, zira benim hesap vereceğim, kulu kölesi olacağım şeyhim şıhım yok: Gerçek din düşmanı siyaset için, menfaat için, memleketi satmak için Allah'ı, Kuran'ı ve İslam'ı kullananlardır, insanların en temiz duygularını alet edenlerdir. Din düşmanları olanı olmamış gibi göstermek adına Allah'ın da adını anarak yalan söyleyenlerdir. Siz kimsiniz ki benim hayatımda dinin yeri olup olmadığını bileceksiniz? Kimden alıyorsunuz bu hakkı? Siz rahip misiniz de bir inananın kalbindekini okuduğunuzu iddia ediyorsunuz? Siz ne biçim müslümansınız ki bir başka müslümanın inancı hakkında hüküm veriyorsunuz? Oturun da okuyun Kuran'ı önce! Elhamdüllillah ne sizin ne de bir başkasının icazetine ihtiyacımız yok müslüman olmak için... Hadi siz gidin de bir kilisede falan insanların inançları hakkında ahkam kesin, çünkü İslam'da böyle bir şey yok! Last edited by suildur; 2007-04-11 at 00:34. |
|
||||
|
Quote:
Allah kabul etsin ne diyeyim, senin dinin sana benimki de bana! Bu arada bu yazdiklarimdan Ataturk dusmani oldugum falan cikarilmasin, ben Ataturk'e karsi oldukca notr bir insanim. Benim derdim iyi kotu bu memleket icin savasmis oyle bir insani putlastiranlarla ve onu kendi emellerine alet edenlerle... Yanlis anlasilmasin... |
|
|||
|
Quote:
Atamda Müslüman, edit edin yazınızı. Sadece bir açıklamaydı ordaki , Atamızın görüşlerini buraya taşımaktı , savunmaya geçmeyin , Atamızı sizde kucaklayın. Kurtuluş savaşı sayesinde özgürüz ve özgürce ibadet ediyoruz. Teşekkür ederim. |
|
||||
|
Quote:
|
| Thread Tools | |
| Display Modes | |
|
|
Similar Threads
|
||||
| Thread | Thread Starter | Forum | Replies | Last Post |
| Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi | fedup | Book and film reviews | 3 | 2007-08-23 23:02 |
| Şebnem Ferah - Zaman Geçip Gidiyor | coffee | Song writing & lyrics | 0 | 2005-09-30 02:58 |
| demokrasi | perfect_one | Make friends, meet people, friendly discussions | 1 | 2005-05-18 18:05 |
| acaba? | patience4 | Comments about Seslisozluk.com | 0 | 2005-02-26 16:02 |