Quote:
Originally Posted by bezgin25
Resmi olarak 2.5 milyon, gayri resmi olarak 10 milyon işsiz var
Türkiye'de.
Fas’ın Tunus'un Cezayir'in işsizini alıyor.
Bize duvar.
Bir tek kimi alıyor bizden?
PKK'lıyı.
işçi suçlu. Terörist mağdur.
Bölücü posteri taşıyana "dokunma" diyor.
Atatürk posteri asana "indir onu" diyor.
AB üyesi İngiltere, kendi genelkurmay başkanına göre bile, "elalemin
ülkesinde işgalci."
Çıt çıkmıyor.
Bizim asker, "kendi toprakları üzerinde" uçak uçuruyor... Şiddetli
itiraz.
Kınama.
El ele verip, Çanakkale'den Antep'e, İzmir’den Urfa'ya, katlettikleri
Türk'ün haddi hesabı yok.
"Soykırımcısın" diyor.
"Değilim" demek yasak üstelik.
Kendi ülkesinin şartlarına göre kanun çıkarmakla yükümlü olan Meclis,
"tercüme bürosu" na döndü... Trafik suçu bile işlenmeyen ülkelerin
kanunları bire bir Türkçeye çevriliyor.
Sonra ne oluyor?
it, uğursuz kol geziyor.
Namuslu vatandaş korku içinde.
Farz edelim, Akmerkez'e gittiniz.
Üstünüz aranıyor mu?
Aranıyor... Çocukların bile aranıyor.
Ama polis, şüphelendiği bir kişinin üstünü arayabiliyor mu?
Arayamıyor.
Neden?
Çünkü artık, hakim kararı gerekiyor.
Akmerkez'deki güvenlik görevlisinin hakim kararına ihtiyacı yok...
Devletin polisinin hakim kararına ihtiyacı var.
Buna "AB'ye uyum" deniyor.
Tatile gideceksiniz...
Mesela, Belçika'ya.
Vize vermek için, tapu istiyor, banka cüzdanı istiyor, gidiş-dönüş uçak
bileti istiyor, kalacağın otelin rezervasyonunu istiyor, şimdi yeni moda
çıktı, kulaklarını gösteren fotoğraf istiyor.
Ama Fehriye orada.
Hâlâ bir terslik yok mu burada?
|
Çok güzel anlatılmış... Yıllardır, sağcısına da solcusuna da aynı şeyi anlatmaya çalışıyorum... Ama anlatamıyorum, ya da anlamıyorlar. Sağ ya da sol adına ne varsa bu ülke ile bu insanlar ile, kısacası bu topraklar üzerinde ne var ise, bunlarla uyuşmaz. Çünkü, Batı politik süreci neden sonç ilişkisi içinde evrimleşen Batı tarihi "ile ve neticesinde" şekillenmiştir. Bu topraklar Batı dünyasını tarihi sürecini yaşamamıştır; bu topraklar da ne Rönesans yaşanmıştır ne de Reform. Yaşanmayacaktır da zira bu ülke sadece hıristiyanlardan oluşmuş değildir, müslümanı vardır, hanefisiyle alevisiyle, yahudisi vardır, ortodoksu vardır; kültür farklıdır, dünya başka tanımlanır bu topraklarda, ticareti ve ekonomiyi ve dahi demokrasiyi oluşturan ilişkiler farklıdır, çünkü insan farklıdır. Bi tek varsa yoksa 23 - 38 arası yaşanan 15 yıl vardır "devrim" adına... Bu topraklara bu topraklara uygun ideoloji, fikir gereklidir.
Bakmayın siz "AB şartları geçerli olsaydı logar kapağı açık olmazdı" diyen Dışişleri Bakanı'na, bakmayın siz "Bütçeyi IMF'ye göre yeniden düzenleriz." diyen Maliye Bakanı'na, bizi bizden başka kimse kurtaramaz. Logarı da biz kapatmalıyız, bütçeyi de biz yapmalıyız, kendi topraklarımızda kendi topraklarımızın diliyle kendi topraklarımız için...