Seslisozluk.com Forums   Sözlük - Lost Password - Edit Account
Word Requests x Others | Helpful Answers


Go Back   Seslisozluk.com Forums > English language help, discussion and fun > Politics and News

 
 
LinkBack Thread Tools Display Modes
  #1 (permalink)  
Old 2007-03-31, 21:53
whitestorm's Avatar
Senior Member
 
Join Date: Oct 2005
Location: İstanbul
Posts: 500
whitestorm is on a distinguished road
Default Özelleştirme nedir?

Özelleştirme nedir?
Özelleştirme yararlı mıdır,zararlı mıdır?
Özelleştirme yapılacaksa nasıl yapılmalıdır?

Görüşlerinizi ve bunlardan istifade etmenizi dört gözle bekliyorum.

Elimde 10 liralık bir kurum var ve bu kurumun yıllık karı 1 lira.Ayrıca bu kurumda çalışan kişi sayısı da 1000.
Eğer ben bu kurumu elimde tutarsam 10 yılda yenisini açabilecek kadar para kazanacağım.Onun yerine ben bu kurumu 10 liraya satsam ve bu kurumdan bir tane daha açsam 2000 kişi işe kavuşmuş oluyor ve ben aynı parayı kazanmaya devam ediyorum.

Böyle düşünürsem özelleştirme bana kötü bir şey gibi gelmiyor.

Ama ben yeterince bilgi sahibi olmadığımdan yanlış düşünüyor olabilirim.

Görüşlerinizi bekliyorum.

Not:Konuşmalarınızı verdiğim örnek üzerine kurarsanız sevinirim.
  #2 (permalink)  
Old 2007-04-01, 02:47
suildur's Avatar
Banned
 
Join Date: Dec 2004
Location: Antalya - İstanbul - İzmir
Posts: 1,624
suildur is on a distinguished road
Default

ekşisözlük'te aramaya inanmak diye br deyim kullanıyorlar Sevgili Gökhan

http://forum.seslisozluk.com/showpos...0&postcount=41
http://forum.seslisozluk.com/showpos...1&postcount=43
http://forum.seslisozluk.com/showpos...4&postcount=44
http://forum.seslisozluk.com/showpos...8&postcount=45
http://forum.seslisozluk.com/showpos...2&postcount=46

Bu iletilerden de anlaşılacağı üzere özelleştirme tek başına incelenebilecek bir konu değildir. Örneğin, emniyet hizmetlerinin özelleştirilmesi düşünülebilir mi? Ya da zorunlu veya yüksek öğretimi, sağlık hizmetlerini özelleştirmek ne kadar doğru bir yaklaşımdır?

http://forum.seslisozluk.com/showpos...9&postcount=23

Bunlara ek olarak işin bir de propaganda yönü var.

Bunlar da siyaseten özelleştirme nedirin cevabı:

http://forum.seslisozluk.com/showpos...6&postcount=18
http://forum.seslisozluk.com/showpos...1&postcount=19
http://forum.seslisozluk.com/showpos...5&postcount=34
http://forum.seslisozluk.com/showpos...5&postcount=40
http://forum.seslisozluk.com/showpos...9&postcount=41
http://forum.seslisozluk.com/showpos...3&postcount=42
http://forum.seslisozluk.com/showpos...8&postcount=43
http://forum.seslisozluk.com/showpos...1&postcount=44
http://forum.seslisozluk.com/showpos...2&postcount=45
http://forum.seslisozluk.com/showpos...3&postcount=46
http://forum.seslisozluk.com/showpos...4&postcount=47
http://forum.seslisozluk.com/showpos...5&postcount=48

Bak bu da çok güzel:

http://forum.seslisozluk.com/showpos...8&postcount=49

Ve özelleştirme kime ne kazandırır:

http://forum.seslisozluk.com/showpos...3&postcount=50

Sonuç olarak:

http://forum.seslisozluk.com/showpos...5&postcount=51
http://forum.seslisozluk.com/showpos...9&postcount=52

A, sadece heap mı istiyorsun, o da var:

http://forum.seslisozluk.com/showpos...9&postcount=61

Kafi mi?
  #3 (permalink)  
Old 2007-04-01, 15:59
whitestorm's Avatar
Senior Member
 
Join Date: Oct 2005
Location: İstanbul
Posts: 500
whitestorm is on a distinguished road
Default

Abi yazdıklarından okuyabildiğim kadarını okudum.Anladığım özelliştirmenin ülkemizde düzgün yapılmadığı.

Eğer yukarıdaki örnekte verdiğim gibi yürüse işler o zaman özelleştirme nasıl olur?

Yani asıl öğrenmek istediğim özelleştirmenin ülkemizdeki durumundan ziyade genel anlamda nasıl bir şey olduğu.

Şimdiden teşekkürler.
  #4 (permalink)  
Old 2007-04-01, 18:31
Banned
 
Join Date: Dec 2004
Posts: 394
lynx_nexux is on a distinguished road
Default

Özelleştirme son derece önemli ve yanlış yapılması durumunda son derece zararlı bir eylem olabilir.

Jeopolitik olarak çok nazik bir konumda yer alan ve 3. Dünya ülkesi konumundaki ülkelerde özellikle bazı özelleştirmeler ülke için son derece zararlı olur
  • ENERJİ
  • TELEKOMİNİKASYON
  • ORDU
  • SAĞLIK

Bunun dışında zaten özelleştirme 3. Dünya ülkelerinde şu şekilde yapılır ;
Elimde 10 liralık bir kurum var ve bu kurumun yıllık karı 1 lira.Ayrıca bu kurumda çalışan kişi sayısı da 1000.
Eğer ben bu kurumu elimde tutarsam 10 yılda yenisini açabilecek kadar para kazanacağım.Onun yerine ben bu kurumu 2 liraya satsam ve bu kurumdan bir tane daha açacağıma cebimede 4 lira atsam ve yurt dışındaki bir şirkete peş kes çeksem , böylece zaten o şirkett de ödediği parayı daha alırken çıkarmış olsa ; Bu arada orda çalışanlardanda banene ben cebime giren paraya bakarım şeklinde olmaktadır.
  #5 (permalink)  
Old 2007-04-02, 21:08
suildur's Avatar
Banned
 
Join Date: Dec 2004
Location: Antalya - İstanbul - İzmir
Posts: 1,624
suildur is on a distinguished road
Default

Quote:
Originally Posted by lynx_nexux View Post
Özelleştirme son derece önemli ve yanlış yapılması durumunda son derece zararlı bir eylem olabilir.

Jeopolitik olarak çok nazik bir konumda yer alan ve 3. Dünya ülkesi konumundaki ülkelerde özellikle bazı özelleştirmeler ülke için son derece zararlı olur
  • ENERJİ
  • TELEKOMİNİKASYON
  • ORDU
  • SAĞLIK

Bunun dışında zaten özelleştirme 3. Dünya ülkelerinde şu şekilde yapılır ;
Elimde 10 liralık bir kurum var ve bu kurumun yıllık karı 1 lira.Ayrıca bu kurumda çalışan kişi sayısı da 1000.
Eğer ben bu kurumu elimde tutarsam 10 yılda yenisini açabilecek kadar para kazanacağım.Onun yerine ben bu kurumu 2 liraya satsam ve bu kurumdan bir tane daha açacağıma cebimede 4 lira atsam ve yurt dışındaki bir şirkete peş kes çeksem , böylece zaten o şirkett de ödediği parayı daha alırken çıkarmış olsa ; Bu arada orda çalışanlardanda banene ben cebime giren paraya bakarım şeklinde olmaktadır.
Ehehee.. Trajikomik ama gülüyoruz işte ağlanacak halimize...

Aslında, Gökhancığım senin sorunun bir çok yönü var incelenmesi gereken. Şimdi bakıyorsun, liberal ekonominin kalesi ABD'de zorunlu eğitim haricinde tüm eğitim kurumları (yani ilköğretim ve lise harici) özel, devlet elini çekmiş o sektörden. Sağlık sektörü nasıl yürüyor bilmiyorum ama en azından bi sosyal güvence sistemler mevcut (bkz. Amerikan film replikleri "Sosyal güvence numaranız?")

Oysa, yine liberal olan Avrupa'da eğitim ve sağlık için durum daha farklı. Hele Fransa'da yüksek lisans bile parasız... İskandinav ülkelerinde ise, sosyal demokrasinin kalesi olan yerler olduğunu da göz önünde tutarsan, eğitim, sağlık vb. sektörler tamamen devlet tarafından karşılanıyor ya da sübvanse ediliyor.

Bunları niye söylüyorum? Zira her iki taraf da liberal ekonomik anlayış ile yönetilse de insan ve toplum yaşamı için kilit olan mal ve hizmetler, ya da bizde ki söyleniş şekliyle demokratik, sosyal hukuk devletinin vatandaşına sağlaması gerekenler ABD'de kısmen Avrupa'da ise hemn hemen tamamen hala devletin elinde...

Bunun ötesinde başka şeyler de var. Örneğin, geçen yılın sonlarına doğru ABD'de ve İngiltere'de 2 petrol şirketi biri Rus diğeri Çinli sermayederler tarafından satın alınmak istendi ve bu iki liberal ülke (!) satışlara izin vermedi. Hatta, ABD'de olay kongreye kadar geldi, ki Çinlilerin alacağı petrol şirketi küçük bi şirketti. Hani özelleştirmeyi de geçtim, yabancı sermaye oluca ABD ve İngiltere kaasına esince nasıl davranıyor herkes görsün isterim.

Bundan çıkaracağımız sonuç ne?

Birincisi, bu Batı devletlerine bakıp o iyidir, bu kötüdür diye kendi üzerimizde denememiz kadar saçma birşey olamaz. Çünkü:
1. Türkiye "gelişmekte olan" ekonomidir.
2. Türkiye ekonomisi Batı ülkelerinin ekonomisi ile tamamen uyuşmaz, bu uyuşmamanın nedeni de ekonomiyi oluşturan en önemli öğe insanın farklılığıdır. Oradaki insan neyin satılıp neyin satılamayacağını biliyor, ülke çıkarı olduğunda hepsi bir araya gelip ortak bir bilinçle hareket ediyorlar.
3. En önemlisi, serbest ekonomi de, bana mı serbest ekonomi? Değil tabi. Bak, adam ABD'de Çin'in şirket satın almasına dahi izin vermiyor, bir de bunun için Kongre'de görüşme yaptırıyor. Ama, bize olsa, yılda 5 milyar dolar kar ettiğin PEtkim'i, Telekom'u 3-4 milyar dolara satın diyor. (Altyapı, taşınmazlar vb. değerini daha işin içine katmadım)

O zaman çözüm ne?

Çok basit, Amerika'yı yeniden keşfetmenin alemi yok: Devletçilik. Devletçilik her ekonomik faaliyetin devlet eliyle yapılması değildir; öyle olsaydı, sosyalizm derdik. Devletçilik, kamu yararı gözetilmesi gereken ekonomik faaliyetlerin devlet tarafından düzenlenmesi ya da yürütülmesidir. Devletçilik, özellikle gelişmekte olan ülkelerde elzemdir, biriciktir, vazgeçilmezdir.

Örneğin; 1980'lerde Özal furyası ve ANAP rüzgarı ile gazı alan aydın(!) ekonomist "Devlet don sucuk üretmez, üretmemeli." diyor ve KİTleri öldüresiye eleştiriyordu. O zaman, Sümerbank (Sümer Holding) vardı, Et ve Balık Kurumu (EBK) vardı, Süt Endüstrü Kurumu (SEK) vardı, vardı, vardı, vardı... Eli her zaman dar fakir vatandaş ucuza et, balık, yumurta, süt, elbise (Sümerbank pijama nostaljisi ) alırdı. Don sucuk sloganı da zaten buradan türedi. Aynı zaman da, Koç'un (TOFAŞ) ve Sabancı'nın (Renault) kutu gibi arabalarına binilirdi (hoş her iki kuruma da devlet ortakı aslında, neyse, o da ayrı bi dava)... Ne oldu? Olan şu, hesapta ülkenin en büyük kapitalistleri Koç ve Sabancı yıllarca devletin kurumlarını baskı altında tutup insanları rezil arabalara bindirikten sonra bugün bakkalcılık yapıyorlar. Devlet ise Aselsan ile TAI ile, Gölcük Tersane Komutanlığı ile dünya da 5 - 10 ülkenin yapabildiği teknolojik faaliyetler içinde gelişiş ürünler yapıyor. Evet, devlet don sucuk üretmiyor ama bu ülkenin ne büyükleri frekans atlamalı telsizi geçtim içi kırık cep telefonu dahi üretemiyor, hadi, onu da geçtim kendileri bile sucuk üretemiyor, ancak alıp satıyor.

A, bu arada, haberleri izliyorsan, yaklaşık 2-3 ay önce EBK yeniden açıldı.

Biz 80'lerde ilkokul sıralarında Milli Coğrafya dersinde (coğrafyanın millisi nasıl olur diyorsan onu Fırçazade Kenan Paşa'ya soracan) Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki et ve süt kombinelarının (bi nevi entegre tesis) yerlerini ezberlerdik. Bu tesisler 80'lerin özelleştirme furyasıyla haraç mezaç satıldı. Çoğu kapandı gitti sonradan. Ve, Türkiye 2000'lerin başında artık kendini besleyemeyen bi ülke haline geldi. Tarım ülkesiyken, Özal'ın gazı ile çağ atlayan (!) ve sanayileşen Türkiye, bugün ne tarım ülkesi ne sanayi ülkesi... Tüccarlar ülkesi, alıyoruz, satıyoruz. Hatta, Maliye Bakanı denen zat öyle bir insan ki "babalar gibi satmak" onun zihninde, kültüründe (!) bir yetenek...

Devam edelim. İşte o kombinelar özele devredildi. Öncesinde devlet belirlenen bir fiyattan köylüden etini sütünü alırken, daha adını yazamayıp imza yerine parmak basan ülkemin köylüsü serbest piyasa koşullarında davarını özel işletmeye satmak zorunda kaldı. Düşünebiliyor musun, hayal edebiliyor musun olanları? Gerçi, çoğu işletme de kapandı gitti. Zira, Doğu burası, Güneydoğu... Yol yok, iz yok, imkan yok, kalifiye insan yok... Yetmezmiş gibi terör belası da sardı. Ama, tüm insani faaliyetlerde olduğu gibi bu konuda da bir zincirleme olaylar dizisi yaşandı ve işsiz kalan Doğu, Güneydoğu köylüsü ve haliyle ora insanının çoğu daha da fakirleşti. Fakirleşince ne var ne yok sattı. Ya göç etti, ya dağa çıktı, ya açığa mahkum oldu, ya maraba oldu. Geçenlerde bi kamyon suya kapıldı hani... Çoğunluğu kadın ve kız çocuğu onlarca insan öldü. O da bu EBK'nın özelleştirilmesinin devamı olarak TİGEM faaliyetlerinin özelleştirmesi ile ilgili bir durum. TİGEM personel azaltmasına gidip bir çok faaliyetini ihale yolu ile müteahhitlere tedarik ettiriyor. O ölen insanlar arasında 16 yaşından küçük tarım işçisi kızlar (16 yaşından küçük işçi çalıştırmak kanunen yasaktır hesapta), sigortasız kadınlar vardı.

(Özgürlük ve demokrasi aşığı(!) satılık şerefsiz kalemler Kürtlere özgürlük diye çığlıklar atarken, Nobel ödüllü ya da adayı yazarlar Türkler 30000 Kürt öldürdü derken bunları söylemezler ama... Söyleyemezler, çünkü özelleştirdiğimiz ulusal varlıklarımızı satın alanlar bunları satın alanlardır aynı zamanda. Ve yüne bu satılık kalemlerin ulusalcı olduğu için asker yanlısı, faşist, dinozor, geri kafalı olmakla suçlanan Cumhuriyet gazetesi bu mazlumlar için dizi yayınlar, gerçekleri ortaya döker ancak, diğer serbest piyasacı medya organlarından gık çıkmaz. İnsanın içi nasıl acıyor...)

Neyse...

EBK diyordum... İşte, hani Allah'ın sopası yok ya, gerçekler adamın kafasına vura vura kendini diretiyor ya. Babalar gibi satan Maliye Bakanı ile, satmayacağız da zarar mı ettireceğiz diyen Başbakanı ile bu hükümet EBK'yı tekrar açtı. Çünkü, açmak zorundaydı. Malum serbest piyasa, kim gider Doğu'ya, Güneydoğu'ya? Don, sucuk üretemeyen ve ancak satan Sabancı ya da Koç mu gidecek? Gitmez, gidemez çünkü kar edemez. E, ne olacak o zaman? Orası bu üleknin bir parçası değil mi? O insanlar bizim insanımız değil mi? Onlar açken ben tok olabilir miyim? Onlar umutsuzken ben umut edebilir miyim?

O zaman özelleştirme nedir?

Aslında bu kadar basit... Dedim ya, Amerika'yı yeniden keşfetmenin alemi yok; Devletçilik bu ülke için hala geçerli tek ekonomik düzendir. Özelleştirme elbette olabilir, ama kamu yararı yoksa özelleştirme olmamalıdır, izin verilmemelidir.
  #6 (permalink)  
Old 2007-04-04, 02:18
Banned
 
Join Date: Dec 2004
Posts: 394
lynx_nexux is on a distinguished road
Default

Quote:
Originally Posted by suildur View Post
Ehehee.. Trajikomik ama gülüyoruz işte ağlanacak halimize...

Aslında, Gökhancığım senin sorunun bir çok yönü var incelenmesi gereken. Şimdi bakıyorsun, liberal ekonominin kalesi ABD'de zorunlu eğitim haricinde tüm eğitim kurumları (yani ilköğretim ve lise harici) özel, devlet elini çekmiş o sektörden. Sağlık sektörü nasıl yürüyor bilmiyorum ama en azından bi sosyal güvence sistemler mevcut (bkz. Amerikan film replikleri "Sosyal güvence numaranız?")

Oysa, yine liberal olan Avrupa'da eğitim ve sağlık için durum daha farklı. Hele Fransa'da yüksek lisans bile parasız... İskandinav ülkelerinde ise, sosyal demokrasinin kalesi olan yerler olduğunu da göz önünde tutarsan, eğitim, sağlık vb. sektörler tamamen devlet tarafından karşılanıyor ya da sübvanse ediliyor.

Bunları niye söylüyorum? Zira her iki taraf da liberal ekonomik anlayış ile yönetilse de insan ve toplum yaşamı için kilit olan mal ve hizmetler, ya da bizde ki söyleniş şekliyle demokratik, sosyal hukuk devletinin vatandaşına sağlaması gerekenler ABD'de kısmen Avrupa'da ise hemn hemen tamamen hala devletin elinde...

Bunun ötesinde başka şeyler de var. Örneğin, geçen yılın sonlarına doğru ABD'de ve İngiltere'de 2 petrol şirketi biri Rus diğeri Çinli sermayederler tarafından satın alınmak istendi ve bu iki liberal ülke (!) satışlara izin vermedi. Hatta, ABD'de olay kongreye kadar geldi, ki Çinlilerin alacağı petrol şirketi küçük bi şirketti. Hani özelleştirmeyi de geçtim, yabancı sermaye oluca ABD ve İngiltere kaasına esince nasıl davranıyor herkes görsün isterim.

Bundan çıkaracağımız sonuç ne?

Birincisi, bu Batı devletlerine bakıp o iyidir, bu kötüdür diye kendi üzerimizde denememiz kadar saçma birşey olamaz. Çünkü:
1. Türkiye "gelişmekte olan" ekonomidir.
2. Türkiye ekonomisi Batı ülkelerinin ekonomisi ile tamamen uyuşmaz, bu uyuşmamanın nedeni de ekonomiyi oluşturan en önemli öğe insanın farklılığıdır. Oradaki insan neyin satılıp neyin satılamayacağını biliyor, ülke çıkarı olduğunda hepsi bir araya gelip ortak bir bilinçle hareket ediyorlar.
3. En önemlisi, serbest ekonomi de, bana mı serbest ekonomi? Değil tabi. Bak, adam ABD'de Çin'in şirket satın almasına dahi izin vermiyor, bir de bunun için Kongre'de görüşme yaptırıyor. Ama, bize olsa, yılda 5 milyar dolar kar ettiğin PEtkim'i, Telekom'u 3-4 milyar dolara satın diyor. (Altyapı, taşınmazlar vb. değerini daha işin içine katmadım)

O zaman çözüm ne?

Çok basit, Amerika'yı yeniden keşfetmenin alemi yok: Devletçilik. Devletçilik her ekonomik faaliyetin devlet eliyle yapılması değildir; öyle olsaydı, sosyalizm derdik. Devletçilik, kamu yararı gözetilmesi gereken ekonomik faaliyetlerin devlet tarafından düzenlenmesi ya da yürütülmesidir. Devletçilik, özellikle gelişmekte olan ülkelerde elzemdir, biriciktir, vazgeçilmezdir.

Örneğin; 1980'lerde Özal furyası ve ANAP rüzgarı ile gazı alan aydın(!) ekonomist "Devlet don sucuk üretmez, üretmemeli." diyor ve KİTleri öldüresiye eleştiriyordu. O zaman, Sümerbank (Sümer Holding) vardı, Et ve Balık Kurumu (EBK) vardı, Süt Endüstrü Kurumu (SEK) vardı, vardı, vardı, vardı... Eli her zaman dar fakir vatandaş ucuza et, balık, yumurta, süt, elbise (Sümerbank pijama nostaljisi ) alırdı. Don sucuk sloganı da zaten buradan türedi. Aynı zaman da, Koç'un (TOFAŞ) ve Sabancı'nın (Renault) kutu gibi arabalarına binilirdi (hoş her iki kuruma da devlet ortakı aslında, neyse, o da ayrı bi dava)... Ne oldu? Olan şu, hesapta ülkenin en büyük kapitalistleri Koç ve Sabancı yıllarca devletin kurumlarını baskı altında tutup insanları rezil arabalara bindirikten sonra bugün bakkalcılık yapıyorlar. Devlet ise Aselsan ile TAI ile, Gölcük Tersane Komutanlığı ile dünya da 5 - 10 ülkenin yapabildiği teknolojik faaliyetler içinde gelişiş ürünler yapıyor. Evet, devlet don sucuk üretmiyor ama bu ülkenin ne büyükleri frekans atlamalı telsizi geçtim içi kırık cep telefonu dahi üretemiyor, hadi, onu da geçtim kendileri bile sucuk üretemiyor, ancak alıp satıyor.

A, bu arada, haberleri izliyorsan, yaklaşık 2-3 ay önce EBK yeniden açıldı.

Biz 80'lerde ilkokul sıralarında Milli Coğrafya dersinde (coğrafyanın millisi nasıl olur diyorsan onu Fırçazade Kenan Paşa'ya soracan) Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki et ve süt kombinelarının (bi nevi entegre tesis) yerlerini ezberlerdik. Bu tesisler 80'lerin özelleştirme furyasıyla haraç mezaç satıldı. Çoğu kapandı gitti sonradan. Ve, Türkiye 2000'lerin başında artık kendini besleyemeyen bi ülke haline geldi. Tarım ülkesiyken, Özal'ın gazı ile çağ atlayan (!) ve sanayileşen Türkiye, bugün ne tarım ülkesi ne sanayi ülkesi... Tüccarlar ülkesi, alıyoruz, satıyoruz. Hatta, Maliye Bakanı denen zat öyle bir insan ki "babalar gibi satmak" onun zihninde, kültüründe (!) bir yetenek...

Devam edelim. İşte o kombinelar özele devredildi. Öncesinde devlet belirlenen bir fiyattan köylüden etini sütünü alırken, daha adını yazamayıp imza yerine parmak basan ülkemin köylüsü serbest piyasa koşullarında davarını özel işletmeye satmak zorunda kaldı. Düşünebiliyor musun, hayal edebiliyor musun olanları? Gerçi, çoğu işletme de kapandı gitti. Zira, Doğu burası, Güneydoğu... Yol yok, iz yok, imkan yok, kalifiye insan yok... Yetmezmiş gibi terör belası da sardı. Ama, tüm insani faaliyetlerde olduğu gibi bu konuda da bir zincirleme olaylar dizisi yaşandı ve işsiz kalan Doğu, Güneydoğu köylüsü ve haliyle ora insanının çoğu daha da fakirleşti. Fakirleşince ne var ne yok sattı. Ya göç etti, ya dağa çıktı, ya açığa mahkum oldu, ya maraba oldu. Geçenlerde bi kamyon suya kapıldı hani... Çoğunluğu kadın ve kız çocuğu onlarca insan öldü. O da bu EBK'nın özelleştirilmesinin devamı olarak TİGEM faaliyetlerinin özelleştirmesi ile ilgili bir durum. TİGEM personel azaltmasına gidip bir çok faaliyetini ihale yolu ile müteahhitlere tedarik ettiriyor. O ölen insanlar arasında 16 yaşından küçük tarım işçisi kızlar (16 yaşından küçük işçi çalıştırmak kanunen yasaktır hesapta), sigortasız kadınlar vardı.

(Özgürlük ve demokrasi aşığı(!) satılık şerefsiz kalemler Kürtlere özgürlük diye çığlıklar atarken, Nobel ödüllü ya da adayı yazarlar Türkler 30000 Kürt öldürdü derken bunları söylemezler ama... Söyleyemezler, çünkü özelleştirdiğimiz ulusal varlıklarımızı satın alanlar bunları satın alanlardır aynı zamanda. Ve yüne bu satılık kalemlerin ulusalcı olduğu için asker yanlısı, faşist, dinozor, geri kafalı olmakla suçlanan Cumhuriyet gazetesi bu mazlumlar için dizi yayınlar, gerçekleri ortaya döker ancak, diğer serbest piyasacı medya organlarından gık çıkmaz. İnsanın içi nasıl acıyor...)

Neyse...

EBK diyordum... İşte, hani Allah'ın sopası yok ya, gerçekler adamın kafasına vura vura kendini diretiyor ya. Babalar gibi satan Maliye Bakanı ile, satmayacağız da zarar mı ettireceğiz diyen Başbakanı ile bu hükümet EBK'yı tekrar açtı. Çünkü, açmak zorundaydı. Malum serbest piyasa, kim gider Doğu'ya, Güneydoğu'ya? Don, sucuk üretemeyen ve ancak satan Sabancı ya da Koç mu gidecek? Gitmez, gidemez çünkü kar edemez. E, ne olacak o zaman? Orası bu üleknin bir parçası değil mi? O insanlar bizim insanımız değil mi? Onlar açken ben tok olabilir miyim? Onlar umutsuzken ben umut edebilir miyim?

O zaman özelleştirme nedir?

Aslında bu kadar basit... Dedim ya, Amerika'yı yeniden keşfetmenin alemi yok; Devletçilik bu ülke için hala geçerli tek ekonomik düzendir. Özelleştirme elbette olabilir, ama kamu yararı yoksa özelleştirme olmamalıdır, izin verilmemelidir.
Son derece güzel bir yazı ve süper örnekler , tam bu verdiğin Çin hükümetinin ABD de almak istediği şirketten bahsedeceken bir baktım sen yazmışsın ...
Bu arada İngliz şirketleri ABD de şirket almak istiyince yada
Japon alabiliyor ama bir Alman şirketi daha zorlanıyor...şu an bulamadım örneklerini ama sende varsa yazarsın üstad... ama konu enerji ve bunun gibi ülke güvenlüğini ilgilendiren şeylere gelince ABD süper devletçi kesiliyor ve UNCLE SAM yumruğunu masaya vuruyor...
 

Thread Tools
Display Modes

Posting Rules
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off
Trackbacks are On
Pingbacks are On
Refbacks are On


Similar Threads
Thread Thread Starter Forum Replies Last Post
Owellian nedir? arnavet General grammar questions (EFL / ESL) 6 2006-09-07 03:39
bu nedir? fondof55 Translations and Translators 2 2006-03-20 12:35
bu nedir? coffee General grammar questions (EFL / ESL) 3 2005-10-11 18:17
nedir bu ya? smartie45 Translations and Translators 21 2005-09-26 14:51
Aşk nedir? lord_volkan Make friends, meet people, friendly discussions 87 2005-06-17 18:54


All times are GMT +3. The time now is 07:08. (Turkiye time zone)


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.2
Copyright © 1999-2009 seslisozluk.com. All rights reserved. Her hakkı saklıdır.