![]() |
Sözlük - Lost Password - Edit Account
Word Requests x Others | Helpful Answers |
|
|||
|
İSTANBUL'da Mimarsinan Belediye Başkanı AKP'li Cuma Bozgeyik hem çok bilgili (!), hem de çok büyük mizah anlayışına sahip. Kalabalık ortamlarda piyasaya çıkıp fıkra mıkra anlatıyor.
Sayın Emin Çölaşan'ın da köşesinde aktardığı fıkra şok edici. Atatürk gibi kendini dünyaya kabul ettirmiş , Cumhuriyeti bize armağan etmiş , özgür yaşamayı ve medeniyeti öğretmiş bir lider için bu derece seviyesiz bir fıkra beni üzmekle kalmadı şok etti. Böyle bir liderin fikirlerine karşı çıkabilmeniz için, önce o fikirleri anlayabilecek kültür düzeyine ulaşmış olmanız gerekir. Onu anlayamadığınız için ne karşı çıkabiliyorsunuz ne de bir fikir ortaya koyabiliyorsunuz ; Sanırım bu nedenle düzeysiz fıkralarla, içinizdeki karanlığı ortaya sermekten başka bir çareniz de kalmıyor. |
|
|||
|
lynx nexux,
Atatürk çok büyük bir devlet adamıdır. Seninde dediğin gibi Cumhuriyeti kuran , Demokrasiyi Türk halkına öğretmeye çalışan bir lider. Atatürk öğlesine büyüktür ki, bu patatik milliyetçi, demokratik olmayan aşırı korumaya ihtiyacı yoktur. Atatürk'e karşı gösterilen bu aşırı patatik korumacı yaklaşımlar ona ve onun bu ülkeye kazandırmaya çalışdığı değerlere zarar veriyor. Maalasef senin gibi düşünen o kadar çok insan varki Türkiye'de, Cuma Bozgeyik'e karşı girişilen bu savaşın ve YuoTube'in engellenmesinin ne kadar ''irrational'' olduğunun ve geri kalan tüm dünyanın bize güldüğünün farkına bile varamıyorlar.. Atatürk'ün ve Türk olmanın, varolan değerlerini koruması ve devam ettirmesi için ne bu çağdışı kanunlara ne de aşırı kör milliyetçiliğe ihtiyacı vardır. |
|
|||
|
Sanırım bir tür kavram kargaşası yaşıyoruz burda ;Fikirleri tartışmak farklı bir olay , fikirlerine katılmamak farklı bir olay , bunları tartışmak farklı bir olay , bunların hepsi demokrasinin bize sunduğu olanaklar.
Tekrar ediyorum özgürlük demek demokrasi demek : - İnsanların karşılıklı birbirine hakaret edebilme özgürlüğü demek değildir. - Demokrasi demek fikirleri çürütmek için insanların kişiliklerine saldırılabilmesi özgürlüğü değildir. Karşılıklı saygı ve beli bir seviyede yapılabilecek bir şeydir , aynı zamanda devletin organlarında görev alıyorsanız bu size bazı sınırlamalar getiririr ve örnek model olmak zorunluluğunuda ; Buda demektirki normalden daha dikkatli ve düşünceli davranma zorunluluğunuz vardır. Herhangibi bir devletin koltuğunu işgal eden biri bu şekilde davranıp demokrasi şemsiyesi altında saklanamaz. Bence her konuda olduğu gibi fikir özgürlüğü ve demokrasi konusunuda biz kendimize göre sulandırmaya başlamış durumdayız. Ortada bir fikir yok , ortada bir eleştiri yok , ortada sadece hakaret amaçlı ve odaklı bir davranış var. Hakaret özgürlüğü diye bir şey olamaz. |
|
|||
|
Quote:
- İnsanlara hakaret etmeyi - Fikirler ile ilgili görüş belirtmek yerine kişiliğe direk saldırma - Farklı konularda olsa direk olarak her türlü taciz , hakaret Burdaki olay ; - Atamızın herhangibi bir görüşünün eleştirilmesi değil - Gerçekleştirdiği eylemler le ilgili bir eleştiri yada ifade değil - Burda direk olarak bir insanın şahsına hakaret var ki bu insan bize şu an özgürce konuşma , özgürce yaşama haklarını veren çağının ötesinde ulusun ATA olarak onurlandırdığı Türk halkının bir Laiklik sembolü. Özgürlük ve Demokrasiyi düzeysizlikle , saldırganlığa yeşil ışık olarak yada isteyenin istediğine fiziksel yada sözsel olarak saldırı ve hakaret özgürlüğü olduğunu algılayanlar varsa bunun adının demokrasi değil baskın çıkmak ve aslında bu yolla özgür düşünce platformunun kirletilerek yok edilmesinin dışında bir şey olmadığını belirtmek isterim. Bu olayın halen özgürlük ve demokratik hak olduğunu savunanlar lütfen bilmedikleri özgürlük ve demokrasi kavramlarını bize öğretmesinler. Last edited by lynx_nexux; 2007-03-09 at 20:41. |
|
||||
|
Quote:
Zaten son cümlesinden anlamışsındır. Olaylar öyle bir noktaya geldi ki hakaret etmeyi demokrasi kılıfına sokmaya çalışanlar var. Diğer iletini de okudum, "büyük projeyi" görebilen nadir insanlardan birisin maalesef. Maalesef diyorum çünkü "biz" azınlıktayız, 11 Kasım 1938'de, 1950'de, 1970'de, 1980'de, 2002'de ve 16 Mayıs 2007'de (evet 16 Mayıs 2007'de) olduğu gibi azınlıktayız. Orhan Pamuk'un ulusa hakaret ettiğini, yalan söylediğini söylediğinde ırkçı olursun bu memlekette, faşist olursun, militarist olursun, Cumhuriyet Bayramı'nı coşkuyla kutlamak istediğinde sanki cumhura demokrasiyi mi verdiniz gibi saçma bir tepki ile karşılaşırsın ki bunu söyleyen zihniyet 1950'den beri iktidardadır, asıl cumhura demokrasiyi kendi vermemiştir, 19 Mayıs'ı coşkuyla kutlamak istersin gençliği militarist emellerle yetiştiriyorsunuz gibi bir başka saçma tepki alırsın, ki kendileri Ankara'nın köylerinde faşist militan, Bekaa'da sosyalist militan yetiştirmiştir, 24 Ocak'da Uğur Mumcu'yu, 21 Ekim'de Ahmet Taner Kışlalı'yı anmak istersin bunlar demokrat değildi ki diye baştan aşağı saçmalıklarla dolu tepkilerle karşılaşırsın ki iyice zıvanadan çıkarsın, zira ellerine kalemden başka hiç bir şey almamış bu iki insanın niye ve kimler tarafından öldürüldüğü hala belli değildir... Ve daha bunun gibi bir sürü şey...Ve sonra da bu yüzsüzler, evet yüzsüzler, bu ülkede demokrasiyi siz engelliyorsunuz diye karşınıza dikilirler, bu ülkede siz ne yaptınız bir taş üstüne taş koydunuz mu derler... Bunlara Nazım'ın dediği gibi evet ben vatan hainiyim demek lazımdır, siz değil biziz... Lakin, 1950'den beri bu zihniyet iktidardaysa ve bu ülke bu haldeyse bunun sorumlusu ben miyimdir, biz miyizdir, yoksa memleketi Amerika'nın, Avrupa'nın kuyruğuna takıp Küçük Amerika etmeye çalışanlar mı, şu binlerce yıllık devlet geleneği olan milleti sömürge komiseri kılıklı Avrupalı bürokratların karşısında ezdirenler mi, bedevinin çadırında hakaret ettirenler mi vatan hainidir? Hele bir de mazlum ayağına yatmaz mı bu yüzsüzler... Ama... Ama, hiç bir şeye değil, ben bu millete kızarım... Gerçi kızgınlığım hemen geçer, ne de olsa bu millet böyle yönetilmeyi istemektedir. İşte o anda da bana susmak düşer... Kendi düşen ağlamamalı zira! Yahu yazdıkça yazasım geliyor... Öyle bir memleket oldu ki burası! Allah'a şükür aç kalmadan kendime yetiyorum, adam asgari ücrete tamah ediyor, bir de diyor ki "Allah bunlardan razı olsun, memleketi iyi ettiler!" Esnafı da öyle, ve şu an piyasa öyle bir haldeki nakit yok, son bir yıldır ödenmeyen çeklerde rekor artış var. Neymiş efendim enflasyon düşmüşmüş. Yani, nasıl bir ekonomi bilgisidir, nasıl bir algılamadır? Nasıl bir körlüktür ya Rabb'im? Aylık %4 enflasyonmuş... Bi ülkede aylık faiz %20'lerde olacak ve enflasyon %4 olacak? Nasıl bir matematiktir bu? Aman... Diyorum ya, hakediliyor demek ki! Porcupine... Korumacı olmak ya da olmamak, konu bu değil. Ölmüş gitmiş adamın nesini koruyacaksın ki, nihayetinde Mustafa Kemal de doğrusuyla yanlışıyla bir insandı. Kim neyi koruyabilir ki? Lakin, burada konu bambaşka; lynx_nexux'un da dediği gibi 1950'de başlayan ve 1980 sonrası özellikle Özal'ın tarikatları hükümete taşımasıyla, Çiller'le, Erbakan'la devam eden ve bugün de AKP ile tam yerine oturan bir karşı devrim söz konusu. Konu Mustafa Kemal'i koruyup korumamız değil, aslolan cumhuriyet'in yarın ne olacağıdır. 17 Mayıs 2007'de sanırım bunların hepsi cevaplanmış olacak. Allah'tan dileğim tamamen haksız çıkmam! Aksi halde, Rabb'im sonumuzu, Türkiye'nin yarınlarını hayır etsin. Last edited by suildur; 2007-03-10 at 01:33. |
| Thread Tools | |
| Display Modes | |
|
|
Similar Threads
|
||||
| Thread | Thread Starter | Forum | Replies | Last Post |
| U.S.A da yılın fıkrası seçilmiş | sparow1 | Off Topic | 0 | 2005-06-29 18:58 |