![]() |
Sözlük - Lost Password - Edit Account
Word Requests x Others | Helpful Answers |
|
||||
|
Hasıraltı Cemaati!
Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Cumhuriyet’e bağlı uçaklar bir haftadır İsmailağa Cemaati’ni bombalıyorlar! Neden? Egemen Medya, İsmailağa olayındaki rolü itibarıyla gerçek bir ‘Hasıraltı Cemaati’ de ondan… Provokasyonun merkezine seyahat edilmesini engelleyen yayınlar birbiri ardına geliyor; İsmailağa Cemaati’nin üzerine “Bunlar Dinci Çete” diyerek çullanan gözbağcı manşetler gırla gidiyor… Cemaat, mağdurken hedef haline getirilmiş durumda… Emekli imamın öldürüldüğü çoktan unutuldu; cemaati “cani” göstermek maksadıyla sadece ‘linç’ hadisesi öne çıkarıldı; neticede Türkiye’nin bir kez daha nur topu gibi bir “irtica kampanyası” oldu… Bu provokasyonla İsmailağa cemaati mensuplarının ayaklanması, sokaklara dökülmesi, oraya buraya saldırması bekleniyordu. Ama olmadı: Birilerini artı malum medyayı çıldırtan da bu olsa gerek! Cemaat mensubu Remzi Koç, Fatih Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede “İsmailağa imamını öldüren de linç edenler de cemaatten değildi” diyor! Egemen Medya’nın kamuoyundan gizlemeye çalıştığı temel gerçek işte bu ifadede yatıyor… İsmailağa için “Kim koruyor bunları?” diyerek hedef şaşırtan Sabah’ın ‘Teke Tek’çi Leon’u -nedense “Camideki linci gerçekleştiren Jack Ruby’leri kim koruyor?” diye soramıyor! “Camide Linç” kampanyasını sürdürenler öldürülen imamı yok sayıyorlar. Cinayetin çözülmesini değil İsmailağa Cemaati’ni hedefleyen yayınlar yapıyorlar! Sauna Davası sanıklarından Kasım Zengin’in bu yılın şubat ayında polise verdiği ve cemaate yönelik suçlamalarda bulunduğu ifadeler bir kısım medya tarafından yeniden pişirilerek kamuoyunun sofrasına getirildi… Zengin, ifadesinde -dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Çakır’ın kendisine İsmailağa Cemaati için “Bu tarikatçılarla aranı bozma, haklarında istihbari çalışma yap!” dediğini vurgulamıştı! (Zengin’in polise verdiği bu ifadeler 28 Şubat sürecinde İstanbul’daki bazı dini cemaatlerin içine eleman gönderip istihbarat çalışması yapıldığını ortaya çıkarmıştı.) Ertuğrul Çakır, 19 Şubat 2006 tarihli Hürriyet’te Kasım Zengin için “Bu adam manyağın teki!” diyordu… Zengin, bugünlerde Egemen Medya’nın çok tuttuğu bir isim haline geliverdi: Fatih-Çarşamba’daki dindar insanları zan altında bırakan sözleri nedeniyle tadından yenmiyor! Zengin’in “İsmailağa Cemaati’nin Şeriat Mahkemesi’nde yargılandım!” şeklindeki ifadesi hem Emniyet hem de İstanbul Müftülüğü’nce yalanlandı… Milliyet ise “İstanbul Emniyeti, Zengin’i doğruladı” diye yazarak söz konusu açıklamayı tersyüz etmekten zerre kadar utanmadı! Bir yandan Milliyet’e bağlı kuvvetler 28 Şubat’vari üniformalarla İsmailağa Kur’an Kursu’na giriyorlar, irticaı hortlatıyorlar; diğer yandan Sabah muhabirleri öldürülen imamın evine taziye numarasıyla (taziye bahane tezgah haberler şahane) sızmaya çalışıyorlar! Cumhuriyet’te ise şu tüyler ürpertici satırlar okunuyor: “İsmailağa’daki cinayete bir anlam vermek istiyorsanız, gazetelerdeki fotoğraflarında olaylara karışan Çarşamba’daki insanların yüzlerine bakın. Sakallı suratlardan nefret akıyor: Kara sakallı takkeli başlı sürüye bir tokat lazım!” Ağzındaki baklayı çıkaran işbu Psikolojik Harekat, provokasyonun ardındaki karanlık gücün yazdığı senaryoya cuk oturuyor: Sütunlarda “Dindarların Kafasını Kırın” çığlıkları atılırken, perdenin arkasında eller ovuşturuluyor! Kaynak |
|
||||
|
İnsanlığın bir bölümünün sanayi, bilgi ve sonrasında da bilişim çağını geçip artık iletişim çağını yaşadığı bu dünyada tarikat da nedir, ne gerek vardır, birileri niye bunları savunma gereği hisseder gibi sorunlu konulara hiç girmeyeceğim... Zira, konuşunca zındıklık ediyor gibi oluyoruz ama tepemde de elemanlar Mars'tan nanik yapıyor, ben de biz de işte hala bunlarla uğraşıyoruz diyorum. Neyse...
Benim dikkatimi çeken 2 - 3 konu var... 1. Bu arkadaşların Kuran Kursu verdikleri binanın öyküsünü ben hatırlıyorum. Yani, gazetelerden bugün öğrenmiş değilim. Malum gazetelerin gazına geldiğim de yok. Ama, bu arkadaşlar, bu koskoca binayı ruhsatsız inşa etmişler mi? Etmişler... Bu arkadaşlar o koca binayı mühürünü kırıp da inşa etmişler mi? Etmişler... Bu nasıl bir aşktır mı demeli, yoksa herkesin kanunlar önünde eşit olduğunu düşünerek bu arkadaşlar bir suç işlemiştir ve suçludurlar mı demeli? Ben niye hazine arazisi gasp edip ev-bar-han-hamam yapmıyorum? Ne olacak vakfederim kendim için bişey istiyorsam namerdim. (A, ölene kadar vakıf başkanı seçmişler beni... tühhh!) 2. İnsanları elbette renklerinden, kılından tüyünden, giyiminden yargılamamak lazım... Lakin, bu ne iddiadır ki, öyle giyinince mi daha imanlı oluyoruz? Bunun, postmodern olduğu iddia edilen çağımızda ya da milletin artık Mars'a gittiği çağda ne gibi bir artı değeri var? Bu arkadaşlardan bu devletin, bu toplumun, müslüman dünyanın, insanlığın ne gibi bi fayda ettikleri var? Ve, bu sorunun bir devamı olarak, böyle giyinmeyi böylesi iddia ile sürdürmenin altında yatan bu takıntı ne? Niye bu takıntı, ya da paşa gönlünüz için takıntı olmasın, sert prensip var? 3. Cumhuriyet’te ise şu tüyler ürpertici satırlar okunuyor: “İsmailağa’daki cinayete bir anlam vermek istiyorsanız, gazetelerdeki fotoğraflarında olaylara karışan Çarşamba’daki insanların yüzlerine bakın. Sakallı suratlardan nefret akıyor: Kara sakallı takkeli başlı sürüye bir tokat lazım!” Valla, ne diyeyim, isteyen ye kürküm ye diye düşünsün, isteyen beden dili diye düşünsün, isteyen çok önyargılısın diye, ama bazı insanlarda da gerçekten bir nursuzluk durumu oluyor. E, insan medeniyet adına bazen karşısındakine selam vermek istiyor, gülümsemek, günaydın demek istiyor. Sanki o zaman daha bi insan oluyoruz... Var aslında daha kafama takılanlar da... Misal, niye Vakit'in tüyler ürpertici manşetleri hiç tüyleri ürpertmez de başka yayınların ki hep tüyleri ürpertir? Neyse... |
|
||||
|
Quote:
Neresi çözülememiş? |
|
||||
|
Cemaati bombalayan kim? buna kızan kim? bilmem ne bilmem ne... osuruktan teyyare selam söyle o yare. bıktık birader bıktık ucuz gündemlerden öğ geldi...ben buraya yazarım da yazmanın kafa patlatmanın anlamı yok.manasız meşguliyet.kızdığım salt gerçeğe ulaşmanın bu kadar kolaylaştığı bir iletişim çağında hala milleti salak yerine koyup yapay gündemlerle yorumlu habelerle, ortalığı karıştıranların Türkiye ye ve gelişimine zerre değer vermeyerek "gerçek" problemlerin haber yapılmaması.Yerim bunların yurt severliğini.Hiçbirini ayırmıyorum hepsi aynı halt...
Last edited by coffee; 2006-09-13 at 16:06. |
| Thread Tools | |
| Display Modes | |
|
|