![]() |
Sözlük - Lost Password - Edit Account
Word Requests x Others | Helpful Answers |
|
||||
|
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5026917.asp
Bakan Çelik sahteciliği kabul etti ANKARA(ANKA) Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Öner Güney’in, 2005 yılında görevinden alınırken evrakta sahtecilik yapıldığı ortaya çıktı. Güney’in, 30 Temmuz 2003 tarihli dilekçesinin, tarih kısmında tahrifat yapılarak 2005 yılına çevrildiği Bakan Hüseyin Çelik tarafından da kabul edildi. AKP iktidarı döneminde birçok faaliyeti tartışılan, özellikle de kadrolaşma konusunda sık sık gündeme gelen Milli Eğitim Bakanlığı, son yaşanan bir olayla da “sahtekarlık skandalına” imza attı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, bir genel müdürün görevinden alınması sırasında Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ikinci maddesindeki “Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek” amacının tam tersi bir tutum sergilediği ortaya çıktı. HER ŞEY 2003 TARİHLİ DİLEKÇEYLE BAŞLADI Milli Eğitim Bakanlığı’nda, Çankaya Köşkü’nü yanıltmaya kadar varan “sahtekarlık skandalı” Bakanlık üst görevlerine getirilen bürokratlardan boş kağıda imza attırılması yöntemiyle başladı. 2003 yılında Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü görevine getirilen Öner Güney de dilekçe şekline dönüştürülebilecek boş kağıda imza attı. Yaklaşık iki yıl boyunca Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü olarak görev yapan Güney, 2005 yılına gelindiğinde Bakan Çelik tarafından genel müdürlük unvanını üstünde taşımak şartıyla görevinden uzaklaştırılarak Bakanlık müşavirliğine verildi. Kısa bir süre sonra da bir başka bürokrata yer açmak amacıyla Güney’in üzerindeki Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü alınmak istendi; bu doğrultuda Çankaya Köşkü’ne kararnamesi gönderildi. Güney, 2005 yılının Ağustos ayında kararnameyle genel müdürlükten alınarak uzman yapıldı. EVRAKTA SAHTEKARLIK DAVASI AÇTI Üçlü kararname ile görevinden alınan Güney, tekrar genel müdürlüğe dönmek amacıyla mahkemeye başvurdu ve açtığı dava haklı bulundu. Mahkeme kararıyla Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne dönen Öner Güney, ikinci bir dava açarak Bakanlığın kendisinin görevden alınması sırasında evrakta sahtekarlık yaptığını iddia etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Güney, 2003 yılında verdiği 30 Temmuz 2003 tarihli imzalı boş dilekçenin yıl kısmındaki “2003” rakamının “2005” olarak değiştirildiğini savunarak Bakanlık Personel Genel Müdürü Remzi Kaya hakkında suç duyurusunda bulundu. KÖŞK DE YANILTILDI Güney, suç duyurusunda, tahrifat yapılan dilekçesinin genel müdürlükten uzmanlığa alınmasını sağlayan Çankaya Köşkü’ne gönderilen kararnamesine de dayanak oluşturduğunu kaydetti. Cumhuriyet Başsavcılığı, Güney’in başvurusu doğrultusunda, dilekçede tahrifat yapılıp yapılmadığının anlaşılması için Bakan Çelik’ten, Personel Genel Müdürü Kaya’nın soruşturulması izni istedi. ÇELİK: TARİH TAHRİFATINI KABUL ETTİ Gelişmeler üzerine Bakan Çelik, dilekçeyi incelemeye aldırttı. Bakanlık müfettişleri Osman Kocaman ve Galip Esmer’in dilekçeye üzerinde yaptığı “ön inceleme” sonucunda hazırladığı rapor, Bakanlığın dilekçede tahrifat yaptığını ortaya çıkardı. Çelik de “ön inceleme raporu”na dayalı olarak Savcılığa gönderdiği yazıda “sahtekarlığı” kabul ederken, Personel Genel Müdürü Remzi Kaya’nın suçsuz olduğunu belirtti. Çelik’in, “Milli Eğitim Bakanlığı Özel” başlığıyla Savcılığa gönderdiği yazı şöyle: “Bakanlığımız Personel Genel Müdürü Remzi Kaya hakkında ‘4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’ hükümlerine göre düzenlenen 31/07/2006 tarihli ve 8786/14,8988/10 sayılı ‘Ön İnceleme Raporu’ ve eki dosyanın incelenmesinden; Öner Güney’e ait dilekçenin tarih kısmının yıl hanesinde bulunan ‘2005’ rakamının birler basamağında evvelce yer alan bir rakamın ‘5’ olarak değiştirildiği anlaşılmakla birlikte bunu Personel Genel Müdürü Remzi Kaya’nın yaptığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılmadığından Personel Genel Müdürü Remzi Kaya hakkında, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 6. maddesi gereğince ‘SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEMESİNE’ karar verilmiştir.” ÇELİK-GÜNEY ÇEKİŞMESİ HALE DEVAM EDİYOR Öte yandan Bakan Çelik, mahkeme kararıyla Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü görevine dönen ve evrakta sahtekarlığı ortaya çıkaran Öner Güney’i geçen aylarda yine görevinden uzaklaştırmıştı. Güney, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te 6 aylığına eğitim müşaviri olarak görevlendirilmişti. |
|
||||
|
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost...86&yazarid=148
Mehmet Y. YILMAZ 2 Eylül 2006 Milli Eğitim Bakanı'nın vicdanı var mı? MİLLİ Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e bu köşede sorduğum bir sorunun yanıtını dün Hürriyet'te yayımlanan Nuran Çakmakçı'nın haberinden aldım. Evet, bana ulaştırılan iddialar doğruymuş. Milli Eğitim Bakanlığı Yatılı İlköğretim Bölge Okulları mezunlarından 26 bin 313 öğrenci, istekleri dışında imam hatip liselerine yerleştirilmiş. Milli Eğitim Bakanlığı'nın OKS sonrasında izlediği tutum, bu bakanlığın aklını fikrini imam hatip okullarına taktığının bir başka örneği. Küçücük çocukları siyasi emellerine alet etmeye çekinmeyen, onların gelecekleriyle oynayarak bugün siyasi prim yapmaya çalışanlara mevcut yasalar çerçevesinde sadece şunu söyleyebiliyorum: Allah size layık olduğunuzu versin! Yazı yazarken hep şunu düşünürüm: Gerçek sadece senin gördüğün gibi olmayabilir. Bu nedenle de yazılarımda kırıcı olmamaya, eleştirilerimde insaf sınırları içinde kalmaya gayret ederim. Ama bu tablo karşısında soğukkanlılığımı koruyabilmeme olanak yok. Binlerce çocuk açık kontenjanların ilan edilmesi için heyecanla beklerken, Milli Eğitim Bakanlığı'nın uğraştığı işe bakın. İki hafta sonra okullar açılacak ve bütün yılını bu okullardan birine girebilmek için çalışarak geçiren çocuklar büyük bir hayal kırıklığı içinde kalacaklar. Onlar hayal kırıklığı yaşarken, okullardaki öğretmenler de boş sıralara bakıp kalacaklar. Bunun vicdanlı bir insanın yapabileceği bir iş olduğuna kim inanır? |
|
||||
|
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost...32&yazarid=148
31 Ağustos 2006 Mehmet Y. YILMAZ Milli Eğitim Bakanı neyin peşinde? ÜNİVERSİTE giriş sınavının sonucunda ortaya çıkan "kontenjan açığı" sorununun bir benzeri Anadolu Liseleri'nde de yaşanıyor. Bir tarafta bir eğitim kurumuna yerleştirilmeyi bekleyen binlerce öğrenci, diğer tarafta kontenjanlarını dolduramamış üniversiteler, Anadolu Liseleri. Saçmalığın böylesini yaratabilmek için yetkililerin ne kadar çabaladıklarını artık siz düşünün! ÖSS'nin üniversitelerdeki kontenjan açıklarını kapatmak için nasıl bir önlem geliştireceğini bekliyorum. Anadolu Liseleri'ndeki durumu düzeltmek de herhalde Milli Eğitim Bakanı'nın işi olmalı. Ancak Bakanlık Anadolu Liseleri'nde kaç kontenjan açığı kaldığını bile açıklamaktan kaçınıyor. Bu arada ilginç olaylar da oluyor. Bir arkadaşımın başına bakın neler geldi: Bir gün evinin telefonu çaldı ve Doğa Koleji isimli kuruluştan aradığını, çocuğuna OKS puanı nedeniyle yüzde 60 burs vereceklerini söyledi. Bir özel okul yetkilisinin, bir velinin ev telefonunu ve çocuğunun OKS'de aldığı puanı nereden öğrenmiş olabileceğini bir düşünün isterseniz. Belli ki Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, Anadolu Liseleri'nin boş kontenjanlarını açıklamayarak ve yeni puanları ilan etmeyerek bazı okulların öğrenci kazanması için bir tür pazarlamacılık faaliyeti içindeler. Ve önemli bir iddia daha var: OKS sınavında belli bir okul tercihi yapmamış öğrencilerin tümü Anadolu İmam Hatip Liseleri'ne yerleştirilmiş! Milli Eğitim Bakanlığı'nın neyin peşinde olduğunu tahmin etmek zor değil. Milli Eğitim Bakanı'na şunu hatırlatayım: Küçücük çocukların geleceğiyle oynamak, onları arkasında nelerin olduğu bilinmeyen hesaplara kurban etmek kimseye hayır getirmez! |
|
||||
|
http://www.haberturk.com/newengine.p...43727&c_id=110
MİLLİ EĞİTİM, İMAM HATİPLERİ DOLDURMA YÖNTEMİNİ BULDU Parasız yatılıya zorla imam hatip YİBO’lardan mezun olan ve ilk 5 tercihi için "kontenjan dolu" yanıtını alan not ortalaması yüksek öğrencileri, Milli Eğitim Bakanlığı 6. maddeye dayanarak, imam hatip liselerine yerleştirdi. Oysa "Yer yok" denilen 154 bin kapasiteli devlet parasız yatılı okullarının 40 binlik bölümü boş. -------------------------------------------------------------------------------- MİLLİ Eğitim Bakanlığı, katsayı nedeniyle diğer meslek liseleri gibi kan kaybeden imam hatipleri doldurmanın yöntemini buldu. Yoksul öğrencilerin okuduğu toplam 301 Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’ndan (YİBO) bu yıl mezun olan 26 bin 313 öğrencinin bir bölümü, isteği dışında imam hatip liselerine parasız yatılı olarak yerleştirildi. Seçimde not ortalaması yüksek olanlara ağırlık verildi. Bazı okulların mezunlarının neredeyse tamamı imam hatip liselerine yerleştirildi. YİBO mezunlarına, OKS’ye (Ortaöğretim Kurumları Seçme Sınavı) girmeden, devlete bağlı yatılı liselerin boş kontenjanlarına yerleştirilerek parasız okuma imkanı sunuluyor. Tercih ettikleri beş yatılı okulun adını internet kanalıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na bildiren öğrenciler, pekiyi ve iyi dereceyle mezunlar öncelikli olmak üzere, boş kontenjanlara yerleştiriliyor. Bu yıla kadar tercihlerde düz liseler ve teknik eğitim okulları öne çıkıyordu. Adı çok duyulan birkaç okuldaki yığılma nedeniyle kontenjanlar doluyor ve çoğu öğrenci açıkta kalıyordu. Uzun süredir YİBO’ların standardını yükseltmek için çalışan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan’ın girişimiyle bu yıl, YİBO öğrencilerine ek bir hak tanındı. Beş tercihlik listeye, altıncı seçenek olarak "Türkiye’nin herhangi yerindeki yatılı bir liseye gidebilirim" maddesi eklendi. BAŞARILILAR SEÇİLİYOR Bu yılın YİBO mezunları yerleştirme sonuçları açıklandığında birçok öğrenci şaşkınlığa uğradı. İlk beş tercihinde imam hatip lisesilerine yervermeyen öğrenciler, altıncı madde dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yatılı imam hatip lisesine yerleştirildiklerini gördü. Güneydoğu Anadolu’daki bazı okullardan Hürriyet’e ulaştırılan listelerde de İHL’lere gönderilen öğrenci oranlarının yüksekliği dikkat çekti. Bir okulda mezunların yüzde 85’inin, bir başka okulda en başarılı 20 öğrenciden 11’inin İHL’ye yerleştirildiği görüldü. MEB, zorunlu yerleştirmeye, yatılı liselerdeki kontenjanın dolması gerekçesini gösterirken, bu rakamların da tartışmalı olduğu ortaya çıktı. Devlet liselerinin toplam yatılı öğrenci kapasitesi 154 bin. Geçen yıl bu kapasitenin 20 bin 851’i boş kaldı. Yatılı okullardan bu yıl mezun olan 20 bin öğrenciyle birlikte, boş yer sayısının 40 bine ulaştığı düşünülüyor. Nuran ÇAKMAKÇI |
|
||||
|
http://www.milliyet.com.tr/2006/07/1...set/siy03.html
605 imam hatipli Milli Eğitim'e ANKARA Milliyet Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, AKP iktidarı döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan başka kurumlara geçiş yapan imam hatipli sayısının 1107 olduğunu bildirdi. CHP Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer'in soru önergesini yanıtlayan Şahin'in verdiği bilgiye göre, Milli Eğitim Bakanlığı'na 605 imam geçiş yaparken, bunu 126 personelle Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, 100 personelle İçişleri Bakanlığı izledi. Dağılım şöyle: "Başbakanlık 2, Devlet Bakanlıkları 46, Adalet Bakanlığı 9, Maliye Bakanlığı 3, Sağlık Bakanlığı 56, Enerji Bakanlığı 3, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 3, Çevre ve Orman Bakanlığı 19, Kültür ve Turizm Bakanlığı 20, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı 2, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 69, üniversiteler 9, belediyeler 35." |
|
||||
|
http://www.milliyet.com.tr/2006/09/02/guncel/agun.html
Doktorların başına bir imam daha geldi İmam Halil Bulut'un Vakfıkebir Devlet Hastanesi Müdür Yardımcılığı'na gelmesinin ardından bir imam ataması da Zonguldak'ta yapıldı. İmam Selahattin Çolak, İl Sağlık Müdür Yardımcılığı'na atandı MUSTAFA ÖZDEMİR Zonguldak DHA Zonguldak'ta 10 yıldır imamlık yapan Selahattin Çolak (34), Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün olumsuz görüş bildirmesine rağmen, İl Sağlık Müdür Yardımcısı olarak atandı. Zonguldak Valiliği'nin, Çolak'ın İl Sağlık Müdür Yardımcısı olarak atanması konusunda Sağlık Bakanlığı'na yazdığı yazıya iki farklı cevap geldi. Çolak'ın bu göreve atanamayacağını belirten Müsteşar Yardımcısı Fevzi Gümrükçüoğlu imzalı ilk yazıda, "Adı geçenin devlet memurlarının yer değiştirme suretiyle atanmalarına ilişkin yönetmelik gereği 5 ve 6. bölgede hizmetini tamamlamadığı anlaşıldığından, hakkında herhangi bir işlem yapılamamıştır" denildi. Bakanlıktan gönderilen ikinci yazıda ise Çolak'ın İl Sağlık Müdür Yardımcısı olarak atandığı belirtildi. 10 yıllık cami imamı Çolak, böylece yeni görevine resmen getirildi. Vakfıkebir'deki atamaya iptal Benzer bir olay yaklaşık bir ay önce Trabzon'un Vakfıkebir ilçesinde yaşanmıştı. Vakfıkebir Devlet Hastanesi imamı Halil Bulut (42), vekâleten hastane müdür yardımcılığına atandı. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nin iki yıllık ilahiyat programını bitiren Bulut'un diplomasındaki, "Diyanet İşleri teşkilatında veya din hizmetleri sınıfında çalışanlar için geçerlidir. Başka amaçla kullanılmaz" ibaresine rağmen alınan karar tepkiyle karşılandı. 'İbare gözden kaçmış' İbarenin gözden kaçtığını söyleyen İl Sağlık Müdürü Şafak Sümbül de, "Konu gazetelerde yer alınca incelemeye alındı. Karar iptal edildi" dedi. |
|
||||
|
Bi de şey var,
Leyla Şahin miydi, aihm ye dava açan türban için. Onun babası iett ye atanmış. Kıyak a bakın.İett Tayyipin göz bebeği. Pek seviyo. Hatta bi ara da iett den birini THY ye atamadı mı bu? Nihayetinde insan taşıma babacım, ha körüklü otobüsle taşımışın ha airbusla. Neymiş efendim sürekli erkek eleman alınıyomuş THY ye felan dedikodu yapıyollar boşu boşuna. THY gayet emin adımlarla senelerdir geldiği yerden, o bıyıklının başkan olmasıyla yavaş yavaş güvensizlik yaratmaya başlayıp inmeye başladı başarı grafiği. Zapsunun Avrupanın ülkelerinin kömürle çalışan trenlerini artık satmaya niyetlenmesi üzerine görüşmeleri yürüttüğünü biliyoruz. Fakat bu olaylar bunların döneminde özellikle hortlayan bişiy değil. Fakat insanların görmesini dilediğim bişiy. Ufukta da seçimle gelen bir hükümetin ( kim olursa olsun ) süper namuslu çalışması gibi bişiy göründüğü yok. Dindar görünümlü bu aslan parçası şahinler de nihayetinde birer vampirden, keneden başka bişiy değil. Sıradan vatandaşı ( ben şahsen kendim ) kızdıracak bin ton olay, Celalettin Cerrah ve lübnana asker göndermeyi protesto eden 4 kişiye linç girişimini takdiri felan. Güzel polis, aslan polis. Nasıl da güzel yorum yapıyor. Daha iki gün önce akşam, saat 11 i biraz geçiyor, ikiçeşmelikten geçiyoruz, bu yol basmaneyi, çankayayı, alsancağı bucaya, gaziemire hataya, balçovaya bağlayan yollardan biri. Kırmızı ışıkta beklerken önümüzdeki araba yeşile dönünce hareketlendi, tam o an iki üç genç arabaya bir atak yaptı, kapılar kilitli olduğu için ( allahtan camlar da kapalıydı ) alamadılar kadının çantasını. Daha iki üç ay önce çanta kaptırmaktan çocuğu tokatlayarak kurtulmuşuz aynı yolda. aynı ışıklarda. nerdesin bıyıklarına gurban olduğum cerrah, bi de buna yorum yap. Şimdi Hıncal olsan, çocukların eşgalini verirsin polise köşende, yakalasınlar diye, ve gazetelerin kral yazarı olursun.... Kadrolaşan AKP bi 200-300 imamın refahını yükseltirken, kaliteyi düşürür hizmette.En kötü bi dönem daha gelir, o ara da idare eder belki bu imamları, emekli eder felan, bi tarafta THY ya da nereye bulaştırdılarsa 200-300 hadi 1000, 10.000 kişinin değişen hayatı, gittikleri hiç biyerin saygınlığını kısa vadede düzeltemez.Bu büyük hesapları da içimizi ferahlatır. Mutlu mutlu yaşamaya devam ederiz işte. |
| Thread Tools | |
| Display Modes | |
|
|
Similar Threads
|
||||
| Thread | Thread Starter | Forum | Replies | Last Post |
| İngilizce ABD'nin milli dili oluyor | caddecan22m | Off Topic | 0 | 2006-05-20 21:13 |