Seslisozluk.com Forums   Sözlük - Lost Password - Edit Account
Word Requests x Others | Helpful Answers


Go Back   Seslisozluk.com Forums > English language help, discussion and fun > Articles

Reply
 
LinkBack Thread Tools Display Modes
  #1 (permalink)  
Old 2006-03-25, 15:38
seyyare's Avatar
Senior Member
 
Join Date: Aug 2005
Location: istanbul
Posts: 407
seyyare is on a distinguished road
Post Farklinin Farkini Farklilar Farkeder

İnsanoğlu, güçlerini bir hak sebebi olarak görüp, yaptıklarını anlayış çerçevesi ışığında, karşısındakine benimsetmeye çalışmaktadır.

Kimine göre güç, yalnızca çevre ve paradan ibarettir. Bu tarz düşünen insanların yanında zengin ve güçlü kişilikler varsa, kendilerini ulaşılmaz kabul ederler. Bu şekil düşüncelerle ülkede istediklerini yapıp kendi hüküm ve saltanatlarını daha rahat bir şekilde sürdürebiliyorlar.

Örnekleyecek olursak, birçok imam ve din adamı kendi çıkarlarını gözetleyip koruyabilmek için, dini değerlerini kaybedip, benliğini yitirmeye başladı.

Okullarını, cemaatlerini garip verici durumlar çerçevesinde serbest bırakabilmek için, siyasetin içerisine girerek bir kısım yetkilinin yanında yer aldılar.

Peki, sizce kendi savunduğu hakları yerine getirebilmek için, hataların bulunduğu yolda ilerlemek bir hak mıydı?

Çoğu cemaatler birbirlerine karşı büyük bir kin duyuyor. Kendi cemaati dışındaki kesime farklı gözlerle bakılıp, hakaretler ediliyor, değerleri konusunda yanlışlık damgası vurularak kendilerini dışa karşı soyutluyordu..

Sebep neydi de, cemaatler birbirlerine karşı bu denli kin duyarak, kendi cemaatleri dışındakilere farklı gözlerle bakabiliyordu?

Tıpkı cemaatler gibi insanlar arasında da farklı gruplaşmalar oluşmaktadır. Düşünceler hemen hemen tek çatı altında toplanılmaya kadar gidilmektedir. Oysaki her insanın kendine faydalı gördüğü ve ilerleyebileceği bir yolu vardır.

Düşünün ki, elinizde bir öğünlük yemek var. Karşınızda ise iki çocuk. Biri haddinden fazla kilolu ve tok, diğeri ise haddinden fazla zayıf ve aç. Bu yemeği tek bir çocuğa vermeniz gerekiyor. Bu durumda hangisini tercih edersiniz?

Diyeceksiniz ki, elbette aç olanını. Sebep olarak ta şöyle bir açıklama yapacaksınız “Eğer ben tok olanına verirsem, yemek çocuğun midesinde kaybolarak değerini yitirir. Şişman ve tok olduğu içinde hazımda zorluk çekebilir. Fakat zayıf olan çocuğa verirsem, onun gözünde bir öğünlük yemek, büyük bir değer kazanır. Midesinde kaybolmadığı gibi de, doyumluluğun verdiği güçle kendisini toparlayabilir”

Adamın bu davranışından dolayı kendisine“ikisi de çocuktu, neden diğerine vermedin” diye bir soru yöneltebilir misiniz? Unutmayın! her insanda (Allah’ın deli ve özürlü olarak yarattığı kullar dışında) beyin , kalp , göz, kulak, burun, v.b gibi özellikler vardır. Bu özelliklerin aynı olması. demek insanların, olaylara bakış açılarını benzer kılmıyordur. Hemen hemen her insanın olaylara bakış açısı çok farklıdır.Birisi için faydalı olan diğeri için zararlı olabilir. Bunun için de bu farklılık karşısında kimse kimseyi dışlayamaz ve hor göremez.

Mesela, bir şeker hastasına şekerli yiyecek ve içecek tavsiye edebilir misiniz, yada tansiyonu olan bir kişiye tuzu? Sağlıklı bir bünye hafif şekerli yese, şeker o insanın bünyesinde kaybolup gider, zararı dokunmaz. Ama şeker hastası bir insan aynı davranışı sergilese hastalığı ağırlaşır, ayakta kalma direncini yitirebilir.

Sizlere vermiş olduğum örnekler ışığında Mevlana Hazretlerinden bir hikaye sunmak istiyorum.

Adamın biri kötü yoldan para kazanıp, bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve aynı durumu Mevlana'ya anlatır Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.
Mevlana söyle der:

- Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O
yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhına gider ve Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar. Hacı Bektaş Veli Hazretleri’ de söyle der:

- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu
yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez.
Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.

Bana gore Hacı Bektaşı Veli Hazretlerinin kurbanı kabul etmemesinin nedeni ilahidir… Kurbanı kabul etmeyerek, hem o adama ders vermiş, hem de yıllar sonra insanların konuşup akıl alacakları bir konu ortaya çıkmıştır. O adamın Hz. Mevlana’ ya gideceğini ve Hz. Mevlananın’ da kurbanı kabul edeceğini biliyordu. Mevlana Hazretleri’ de Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin kurbanı kabul etmeyeceğini biliyordu. İki büyük zat eren olduğu için bir nevi o kişiye ders vermiş oldular.

Verilen ders şuydu;
Farklı kesimdeki insan topluluklarının, birbirlerine karşı bakış tarzı, boyutu ve kardeşler arası sağlıklı geçinebilmenin gerekliliği. Her insanın inançlarının kabuliyetinin farklılığını ve en önemlisi insanlar arası saygınlık ve hoşgörünün boyutunun vermiş olduğu manevi hazını göstermek istemişlerdi.

Benim düşüncem doğru, karşımdaki insanın tamamen uydurmaca gibi terimler kullanılmamalı, farklı düşünceler arasında karşılaştırmalar yapılmamalıdır. Çünkü her insanın olaylara farklı bir bakış ve yaklaşım tarzı vardır.

Dünya’da hiçbir şey net ve belirgin değildir. Gerçekler bazen, şekil değiştirerek karşımıza çıkabilir. Önemli olan bu değişiklikler içerisinde gözlemi iyi kullanabilmektir.. Bu da bakış açısını tepkiye geçirmekle elde edilebilir.

Düşünün ki, kış mevsimi ortasında karşınızda kuru bir ağaç var, o ağaçta ise tek bir tane yeşil yaprak. Fakat küçüklüğü nedeniyle ağacın dalları arasında kaybolmuş. .Siz ağaca bakıp, boş olan dallar, dalları çevreleyen kendisine baktıkça insanın içerisini ürpertip üşümesini sağlayan kar görebilirsiniz.
Oysaki aynı ağaca bakış açısı kuvvetli bir kişi baktığında, göreceği şu olacaktır;
Kış mevsimi, Karlar dallara sıkıca sarılıp, rüzgara karşı korumaya çalışıyor, Dalların arasında ise kış mevsiminin soğukluluğuna ve rüzgarın sertliğine karşı direnç göstererek hayatta kalmaya çalışan bir küçük yeşil yaprak. O yaprak ki sert esen rüzgarı utandırıp melteme çeviriyor. Ağaç ise baharda çiçek açmak için karlarla gövdesini besliyor.
Bakış açısı kuvvetli olan insan, ağaca bakarak bu küçük yaprağın boyundan milyonlarca büyük olan direncini ve kuvvetini, ağacın ise ana yüreğini görür.
Özetleyecek olursak Hz. Mevlana’nın dünyası farklı genişlikte, Hacı Beştaşı Veli hazretlerinin ise çok farklı. Her kesim kendi farklılığı içerisine inandığı değerleri yerleştirir. Aradaki benzerlik ise, saygınlık ve hoşgörüdür. Önemli olan bu benzerliği iyi değerlendirip hayata geçirebilmektir.
Saygılarımla,

--alıntıdır--
Reply With Quote


  #2 (permalink)  
Old 2006-03-26, 12:38
arwen15's Avatar
Senior Member
 
Join Date: Apr 2005
Location: istanbul
Posts: 3,698
arwen15 is on a distinguished road
Send a message via MSN to arwen15
Default

çok güzelmiş sağol seyyare özellikle hikayeye bayıldım
Reply With Quote


  #3 (permalink)  
Old 2006-06-26, 15:33
ucansandalye's Avatar
Senior Member
 
Join Date: Apr 2005
Location: no man's land...
Posts: 447
ucansandalye is on a distinguished road
Default

Vasat ve vasatl altı olan bazı threadlere göre son derece isabetli yorumların yapıldığı, yazının içinde yer verilen güzel bir hikaye ile zengileştirilmiş ve farkının maalesef ilk anda farkedilemediği (!) bir yazıyı okumak için 3 ay beklemiş olmak şahsım açısından büyük talihsizlik... İnsanların birbirlerine diline, dinine, inançlarına, görüşlerine, konumlarına bakmaksızın saygı ve hoşgörüyle yaklaşacakları günler yaşanır mı, yaşı ilerlemiş olmasına rağmen faaliyetlerine aralıksız devam eden dünyamızda? Belki!!! Böyle birşeyi düşünmek de güzel olsa gerek.. İnşallah böyle günler, temennilerden öte bir gerçek haline gelir... Bir şarkı vardı değil mi? "Bütün dünya buna bir inansa, bir inansa. Hayat bayram olsa.. İnsanlar el ele tutuşsa, uzansa sonsuza" diye başlayıp devam eden...

Paylaşımın için teşekkürler, Seyyare...
Reply With Quote


  #4 (permalink)  
Old 2006-06-26, 18:08
strategoss's Avatar
Senior Member
 
Join Date: Aug 2006
Location: Luxembourg
Posts: 122
strategoss is on a distinguished road
Default

Hoşgörüsüzlügün, anlayışsızlıgın ve tahammulsuzlugun gerisinde her zaman art niyet de olmayabilir. Bu fikirler arasındaki eşitlilige karşı geliştirilmiş, rölativiteyi, keyfiligi ortadan kaldırmaya dönük yaklaşımlar da etkisini hissettirebilir. Birbirinden farklı ve eş değerde olan fikirler kişilere azap verir. Eger herşey eşitse, o zaman benim fikrim de dogru degil gibi bir çıkarsama da dogabilir. O zaman tüm fikirleri yada yaklaşımları kendisine baglayan, kendinde birleştiren ve kendisi için var olan aşkın bir prensibin, yaklaşımın ve düşüncenin de arayışı gündeme gelir. Bu arayış, kuvvetli kanıtlarlarla desteklenebildigi ölçüde de diger fikirler ve fikir sahipleri üzerinde buyurgan bir karaktere de bürünebilir. Bu da kaçınılmaz olarak kendisi dışındakileri kendi egemenligi altına alma çabasına dönüşür.

Tüm bunlara karşın, kişi kendi algı ve zihin melekeleri ile buldugu, ayırdına vardıgı şeyin bireysel oldugunu;genelleştirilemeyecegi gibi aşkın bir fikre sahipse o zaman kendisinin dışındakilere karşı otoriter bir tutuma bürünmeyecektir. Demek ki kendi fikirlerimizi kendimiz oluşturacaz karşılıklı etkileşim süreci içerisinde ancak bunun genele teşmil edilemeyecegini de kabul edecez. Bunun dışındaki alternatif de saygısızlıgı ve tahammulsuzlugu getirecektir. Son kertede, olgu ve olayları anlamaya çalışırken "hakikat" (fact) ne olmalıdır anlayışına paralel bir metodolojimiz olmalıdır. Ben istiyorum ve yapıyorum mantıgı buyurgancadır. Subjektif, yönü belirsiz isteklerle yola çıkmaktan çok hakikati bulmaya dönük bir çabanın içerisinde olmamız gerektigi aşikardır.
Reply With Quote


  #5 (permalink)  
Old 2006-06-26, 20:36
angelofrain's Avatar
Senior Member
 
Join Date: Oct 2005
Location: world cemetery...
Posts: 266
angelofrain is on a distinguished road
Default

Konusuna çok hakim bir yazı. Teşekkürler paylaşımınıza.
Reply With Quote


  #6 (permalink)  
Old 2006-06-27, 20:32
seyyare's Avatar
Senior Member
 
Join Date: Aug 2005
Location: istanbul
Posts: 407
seyyare is on a distinguished road
Default

Quote:
Originally Posted by ucansandalye

Paylaşımın için teşekkürler, Seyyare...
rica ederim, yazanın ellerine sağlık...
Reply With Quote


Reply

Thread Tools
Display Modes

Posting Rules
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off
Trackbacks are On
Pingbacks are On
Refbacks are On



All times are GMT +3. The time now is 06:51. (Turkiye time zone)


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.2
Copyright © 1999-2009 seslisozluk.com. All rights reserved. Her hakkı saklıdır.