![]() |
Sözlük - Lost Password - Edit Account
Word Requests x Others | Helpful Answers |
|
|||
|
"Hiçbir şey yoktur ki dimağımıza havas-ı hamse vasıtası ile girmiş olmasın."
Beşir Fuad Bize bir ödev verilir veyahut ingilizce bir deneme yazmak icap eder, hocamız o klasik uyarıyı yineler her zamanki gibi :"kendi cümlelerinizle yazın/use your own words". İlk bakışta ortada bir yanlışlık görünmüyor; ancak biraz felsefi derinliklere indiğimiz zaman, insana yönelik metafizik bir algılama ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. İnsan bilinci, nesnel gerçeklikten aşkın bir varlık- kendinde şey- olarak ortaya konuyor. Bu bir anlamda idealizm kokan bir söylem. İnsanın doğuştan bilgi ile dünyaya geldiğini savunan pür idealist bakış açısının bir adım ötesinde, ancak bilimsel düşüncenin kesinlikle gerisinde bana kalırsa. İngilizce bir cümleyi kendi kelime haznemizle kurmak istediğimiz zaman, çok olumsuz sonuçlar ortaya çıkabiliyor (bknz. Chicken Translate). Bir sözcük ya da sözcük öbeğinin belli bir duruma uygun düşüp düşmeyeceğini bilmek, o sözcüğü, başlı başına farklı cümlelerden öykünen bir kullanıma sokmak demek değil midir acaba? Yoksa hür bir "seçiş" yeteneğine sahip insan "iradesi" ya da "bilinci", "aklını" kullanarak doğru kullanıma zaten kendiliğinden erişebilir mi? Düşünün: "la" notasını ya da "a" harfini kendinize mal edebilir misiniz? Cevap hayırsa, doğada zaten varolan ve bu harflerden türetilebilecek milyonlarca kombinasyondan birini "sizin" kılacak ölçü ne olabilir? Sorumuza yanıt, kapitalizmin pratik gereksinimleri üzerinden veriliyor. Ancak sorunun felsefi boyutu, tüm rahatsız ediciliği ile ortada. Buraya kadar yazılanlar "benim" yazılarım mıydı? İnsan egosu buna kayıtsız şartsız inanmak istese de, bunlar benim filan değil. Aynı fikri, tarih içerisinde pek çok şahsiyet öne sürmüşken, ben nasıl bunu bana mal edebilirim ki? İşte bir tanesini örnek olarak en başta vermiş bulundum. Verdiğimiz örnekler, kullandığımız dil tıpa tıp aynı olsaydı, ben "kendi" cümlelerimi kullanmamış mı olacaktım? İngilizce hocamın, yaptığım bir ingilizce-türkçe çeviriyi kendisine sunduktan sonra, bana bu çeviriyi bir yerden aşırdığımı ima etmesi üzerine, "kendi cümlelerinizle yazınız" şeklide özetlenebilecek idealist önermeyi yeniden ciddi bir şekilde sorgulamak durumunda kaldım. Görülüyor ki, bu felsefi sorgulamanın ardında da farklı nedensellikler yatıyor. Tüm bunlara rağmen hala, "ben", bunları "ben" yaptım diyebilir mi? ... Gerçeklikle benlik arasında bir ters orantı kurabilir miyiz acaba? Aşırı "ben"e yönelişin en iyi örneği olan şizofrenlerin gerçeklikle bağı tümüyle kopmuş olmasına karşın, egonun sınırlarını zorlayan insanların, insanlık tarihi boyunca saklı kalmış sırları açığa çıkardıkları kuşku götürmez. Dünyanın evrenin merkezinde olduğu iddiasının çöküşünden evrim teorisine kadar, insan egosunu kıran tüm yeni fikirler gerçekliğe doğru atılan yeni adımlar değil miydi? idfpıgusdfg bu bana mı ait acaba? Ya da buna inanabilmek için artık olağanca kaotik mi olmak gerek? Gerçeklik egonun bir adım ötesinde... |
|
|||
|
Quote:
Ego Yunanca "ben" anlamina geliyor. Freud bir kisinin ruhsal mekanizmasini Id+Ego+Superego olarak tanimladi ama biz bundan gecelim, bir kisinin ruhsal varligi sadece "ben"den (ego) olustugunu varsayalim. Kendine disaridan baktiginda kim olarak bakacaksin? Kendine disaridan bakan o varlik yine sen kendin degilsen o zaman sana bakan sen degilsin, bir baskasi. Yani kendine bambaska deger yargilari ile, bambaska acilardan ve "disaridan" bakmak aslinda kendini yargilamak/elestirmekten ote bir sey degil. Senin soyledigin belki de "gerceklik Egoizm'in bir adim otesinde", degilse sen sen olmadan sana nasil bakar, bana bunu anlamamda yardimci ol. Bir de "gerceklik" kelimesini hangi anlamda kullaniyorsun, Ingilizce'deki "truth" mu yoksa "reality" mi? |
|
|||
|
Ouspensky'nin "objektif şuurluluk" dediği şeyi bir limit nokta olarak düşün. Yani oraya yaklaşıp oradan uzaklaşabiliyorsun. Ama hiçbir zaman oraya ulaşamıyorsun. İşte kendine dışarıdan bakmak böyle bir hedef. Bunu hiçbir zaman tam olarak gerçekleştiremeyeceğin için, mutlak bir gerçekliğe ulaşamayacaksın. Ama oraya doğru yakınlaşman söz konusu olabilir.
Psikanalitik kavramsallaştırmalara veya etimolojiye inersen paradoks sezinlemen kaçınılmaz. "Ego" aşmak diye birşey zaten mümkün değil bu açıdan bakarsan. Ama bu konuya nasıl baktığımı açıklamış bulundun. Egoizmin sınırlarını zorladığın nokta egonun sınırlarını zorladığın noktadır. Yani ben egoyu, egoizmden bağımsız birşey olarak düşünmedim. Şimdi biraz daha açıklık kazandı sanırım. "Gerçeklik" meselesinde de aynı yaklaşımı benimsiyorum. "Gerçek" ve "doğru" arasında -en azından ben- net bir ayrım yapamıyorum. Bu kavramlara senin farklı bir bakışın varsa, öğrenmek isterim. ... Soyut kavramlardan biraz kurtararak söylemek gerekirse, vurgulamak istediğim şey, "kendi cümlelerim" diye bir tabirin muğlaklığı idi. Sözgelimi kitaptaki bir cümleyi aynen söylersem hocam bana "use your own words!!" diyebilir. Peki ya ben o cümleyi önceden ezberlemişsem (ki bu yöntemle çalışmaktayım)? Dört duvar arasına kapatılmış bir insanın papatyanın nasıl bir cisim olduğunu bilebileceği düşüncesi ne kadar bilimdışı ise(hobaaa! Bu kavram ayrı tartışmalara gebe...), hocamın bana "kendi cümlelerinle söyle" demesi o kadar bilimdışıdır bana göre... Söz sende d16tr |
|
|||
|
Quote:
Quote:
Diger bir degisle senin one surdugun "Hiçbirinde... Çünkü kendine dışarıdan bakabilmek için hepsinden kurtulmak gerekiyor." savina karsi cikiyorum. Ego=Ben'den kurtulamazsin, o yoksa sen de yoksun. Fakat Ego'nun islevleri degistirilebilir. Ben bu Ego konusunda ayri bir post atmayi dusunuyorum. Gercek ve dogru arasinda fark varmidir? Kendimce basit (buyuk ihtimalle de eksik) bir tanimlama yapacak olursam: Gercek senin algilama/yargilama denetiminin disindayken dogru senin algilama/yargilama surecinin bir urunudur. Gercek daha cok olculebilen/objektif bir fenomendir oysa dogru subjektiftir. Yaptiklarinin hepsi gercektir ama dogru olup olmadiklari senin yargilamana kalmis. Quote:
|
|
|||
|
Bilgisayarı programlayan da insan olduğu için, o "dışarıdan bakma" işlevini bilgisayara yükleyebileceğine şüpheyle bakarım.
Ego konusunda sanırım haklısın. Gerçeği objektif, doğruyu subjektif kavram olarak düşünmüşsün. Ve şöyle demişsin: "Yaptiklarının hepsi gerçektir ama doğru olup olmadıklari senin yargılamana kalmış." Buna katılamıyorum. Senin yaptıklarının dışında kalan şeyler gerçek değil mi? Bana göre "gerçek" dediğimiz şey de tıpkı "doğru" gibi öznel bir değer. Kimilerinin gerçekliğinde cinler, periler var. Kalkıp ta nasıl gerçekliğe nesnellik atfedebiliriz ki? Tepki falan vermiyorum. Hiddetle yazdığımı falan düşünme sakın Hoca hangi cümleyi kullanırsa kullansın durumu kurtaramaz. Mesela senin önerilerin:"Konuyu kendi bakis acinizdan irdeleyiniz" "Benim kullandigim cumlelerden farkli cumleler ile anlatiniz" Yoruma değil bilgiye dayalı bir soruda "kendi bakış açınız" ibaresi direk eleniyor. İkinci söylediğin üzerinde durulmaya değer. Kitapta belli cümlelerle anlatılan bir bölümü aynen yazmaman -yani kopya çekmiş olmaman- için, hoca sana "kendi cümlelerinizi kullanın" diyor. Esasında şunu demeye getiriyor: "Siz bu konuyu başka kaynaklardan okuyun ve oradaki cümleleri/tezleri yazın". Öyleyse neden o kitabı ders kitabı olarak kullanıyoruz? Ya da başka bir kaynaktaki yazıyı aynen aktarmam, oradaki cümleleri "benim" mi kılacak? Ben hiç okumadıktan -ve okuduklarımdan öykünmedikten-sonra "benim cümlem" diye bir şey olabilir mi? Bu varsayım, verdiğim örnekte olduğu gibi dört duvar arasında yaşamış bir adamdan papatyanın ne olduğunu bilmesini istemek değil midir? Bu en ilkel haliyle idealizm değil midir? İdealist felsefeyi benimseyenler bilim kurumlarında neden yer işgal ediyorlar? Yanlış ta anlaşılmasın. Ben hocanın pratik amaçlar gereği bazı kavramları felsefi derinliklere inmeden kullandığının farkındayım. Ama o pratik amaçlar "salla başını al maaşını" zihniyetine hizmet eder. Bunun alternatifi en azından benim kafamda olmadığından ve başarının ancak iyi yönlendirilmiş bireysel çaba ile sağlanacağına inandığım için eleştirmekle yetiniyorum. Hocaların belki de yapabilecekleri en önemli şey bu "iyi yönlendirme". Seslisozluk.com u tavsiye etmeleri bile çok yararlı olabilecekken, "iş bilen" olmayı yeğlemeleri eğitim sistemindeki tıkanmaya yol açan hususlardan biri. Ve bu ancak alttan gelecek zorlama ile değişebilir. Ama ben de "iş bilen" olmayı tercih ediyorum ve rekabet avantajı sağlamamı sağlayacak süreçlere onay veriyorum çaktırmadan
|
|
|||
|
Quote:
Bu cumleyi somut bir ornek olsun diye verdim. Biz kendi istegimizin disinda yaratilmis ve bizim denetimimiz disinda olaylar ile surup giden bir evren icerisinde yasiyoruz ve olup bitenler birer gercektir. Dogru/yanlis kavramlarinin bizlerin birer yargisi otesinde bir degeri yoktur. Bizim olup bitenleri dogru/yanlis olarak degerlendirmemiz kendi bakis acimizi ifade eder, gercekleri etkilemez veya degistirmez. Gercek (reality) insan olsa da olmasa da vardir ama dogru/yanlis kavramlarinin mevcut olmasi icin olaylari gozlemleyen/yargilayan bir insan olmalidir. Turkiye'de herkes muzu dip kismindan soyar, burada ise (Amerika'da) herkes sap kismindan soyuyor. Beni muzu dip kismindan soydugumu ilk kez goren karim beni muzu "yanlis tarafindan" soydugum konusunda uyardi (!) Simdi gunluk konusmalarda herkes kelimeleri alistigi sekilde kullaniyor. Pek az kimse kullandigi kelimeleri dogru secmeye ozen gosteriyor. Pek cok kimse "benim gercegim" diye bir tabir kullaniyor oysa demek istedigi "gercegi benim gorme/algilama seklim"dir aslinda. Gerceklik evrenseldir, kisiden kisiye gore degismez ama herkes farkli algilayabilir. Bir sey sirf biri oyle inaniyor diye "gercek" olmaz, belirli bir gercege dair herkes farkli tanimlar getirip "bu benim gercegim" diye ortaya ciktiginda durum farkli iki lisan konusarak anlasmaya calisan iki insan durumuna benzer bir duruma donusur. Eger bir kisinin inanclari o kisinin "gercekligi" olarak tanimlaniyorsa, bence bu tanim tartismalidir. |
|
|||
|
Gerçek/doğru ayrımını yaparken, evrensel anlamda gerçeğin hep yerinde durduğunu; ancak her bireyin onu farklı algılayabileceğini ileri sürüyorsun. Bunu yaparken de gerçekliğin öznedeki görünümünü "doğru" olarak tanımlıyorsun. "Doğru" kavramı konusunda seninle hemfikiriz. Ama şunu merak ediyorum. Egonun ötesine geçmenin mümkün olamayacağını söylemene rağmen, evrensel bir gerçeklik tanımlaman çelişkili değil mi? Şu açıdan söyledim: Herkes "gerçek" olanı farklı algılar ama "gerçek" olan daima tektir gibi bir sonuca vardın. Eğer öyle olsaydı bile biz bunu hiçbir zaman bilemeyecektik. Eğer kendimizi egomuzdan sıyırmak mümkün olamaz ise, biz o evrensel gerçekliğin var olup olamayacağını da hiçbir zaman bilemeyiz öyle değil mi?
|
![]() |
| Thread Tools | |
| Display Modes | |
|
|
Similar Threads
|
||||
| Thread | Thread Starter | Forum | Replies | Last Post |
| Kendi dışına çıkmak | felsefi | Reading and writing | 5 | 2007-08-30 16:10 |
| Nasıl kendi kendine beceriyor? MAŞAALLAH | simyaci | Off Topic | 0 | 2006-06-27 21:13 |
| Kendi logonuzu Kendin Yapin:) | exclusive | Off Topic | 4 | 2005-12-24 13:35 |
| google yerine kendi adını yaz.......... | karwill | Off Topic | 0 | 2005-09-28 21:22 |