![]() |
Sözlük - Lost Password - Edit Account
Word Requests x Others | Helpful Answers |
|
|||
|
sana veda ettiğimde, yine bir menekşe aldım.. mor olanından.. hani şu küçük bir saksıya yalnız başına dikilen, sonra solsun diye beklenen, rengi solmayan ama bir gün ansızın kaçıp giden.. işte o menekşeden aldım..
ama bu sefer içimden bir dilek tuttum.. dedim ki, sen gitmezsen menekşe, ben de gitmem.. sen kal, ben de kalayım.. eğer uslu durursan, bu bir veda olmayacak.. sana veda ettiğimde, yarım bıraktığım bütün öykülerimi bir daha okudum.. iyi ki yarım kalmışlar dedim.. sonra, hepsini birbirine bağladım.. ama hep aynı cümleyle: “keşke farklı olsaydı, belki de böyle:” saçlarımı kestirdim, kırmızıya boyattım.. menekşenin bir yaprağını kopardım.. bir şişe kırmızı şarap, bir paket gitane aldım.. filtresiz.. bütün pencereleri kapattım, ışıkları söndürdüm.. içim daraldı, tekrar açtım.. sezen’in son şarkılarını dinledim.. aklıma çok eskiden duyduğum bir söz geldi: “aşk, sezen şarkılarını anlamaktır” bi nane anlamadım.. ama sevdim, çok sevdim.. yaşlanıyorum ya, normaldir dedim.. evdeki gofretleri bitirdim, çöpü kapıya koydum.. menekşenin iki yaprağını daha kopardım.. bir arkadaşıma, “noolacak lan benim bu halim?” dedim.. “iyisin iyi, devam et” dedi.. sonra birlikte taa kadıköy’e kadar yürüdük.. beşiktaş iskelesinin yanında ben biraz ağladım, açıldım.. yemek yedik, dinlendik.. gece oldu, dönmedik.. çok geç oldu, sarhoş olduk.. eski günlerden konuştuk, “sen gittin, reytingler düştü” dedi.. güldük, güldük.. öyle güldük ki, peşimize kendilerine güldüğümüzü sanan adamlar takıldı, korkup kaçtık.. eve geldim, makyajımı temizledim.. menekşenin bir yaprağı daha gitti.. sana veda ettiğimde, mavi aynı mavi, hava güzel, kedi yine huysuz, türküler yine aynı türkülerdi.. “erzurum çarşı pazar, leylim aman aman”.. ama bu sefer hiç yüz vermedim.. küçük harflerle başlayan cümlelerimi düzelttim, sonlarına tek nokta koydum.. küstüler bana, özür diledim.. hiç tanımadığım insanlara mail yazdım, iki nokta üst üste koyup bir de parantez kapattım.. canım sıkıldı, yeni bir kitap okumaya başladım “rüyalar, masallar, mitoslar”.. makarna yaptım, pazartesi diyete başladım, annemin ördüğü atkıyı taktım boynuma, son moda bağladım.. yan komşuma merhaba dedim, kadın şaşırdı.. utandım.. menekşenin son yaprağını da kopardım.. sana veda ettiğimde, sana veda ettiğimde, “oh be!” dedim.. sonra shockhaber’e bi bakayım dedim, baktım bir soru: “dünya’ya en yakın yıldız hangisidir?”.. “alfa century, 4 ışık yılı” dedim.. meğer güneşmiş.. bildiğimiz güneş.. “kesin salaksın sen kızım” dedim.. küçük saksıyı atmaya kıyamadım, sakladım.. |
|
|||
|
bana veda ettiginde milyonlarca ani birakmistin bana dokuz gun icinde... yine... yine cunku ondort ay once sen bana veda ettiginde de bir suru ani yigmistin evimin mutfagina, salonuna, televizyonuma, aynama, vcd playerima... seni uzak bir kitanin uzak bir ulkesine havaalanindan yolcu edip geri dondugumde, kapida biraktigin terliklerin karsilamisti beni. bogazimda yutamadigim bir yumruk (belki de icimden cikmak isteyen kalbim gelip dayanmisti bogazima, kimbilir?..), kafamda "biliyordun gidecegini, hadi simdi basetmeye basla , artik zamanidir." diyen kendime konusan kendi sesim, gozumun onune bir buzlu cam koyulmus gibi, onumu gormemi bile engelleyen gozyaslarim... bunlar gecti... bir kac gun icinde, terlikler, kalbim, gozlerimin onundeki cam sandigim gozyaslarim, hepsi bir kac gun icinde yerlerini buldular. sonra anilar geldiii... hangi kisim daha zordu bilemiyorum. aciyi cekip kaniksamak ve artik aci cekmedigini sanmak mi, yoksa, bir daha asla yasayamayacagini bildigin anilari hatirlamak mi... birseyleri taklit etmeye basladim senden sonra. beraber yaptigimiz seyleri yapmaya calistim yine. gece cikip arabayla dolastim, biryerlere park edip sevdigimiz sarkilari dinledim, evinin onune gittim her gece. isyerimde telefonumu elime alip sanki yeni gelmisler gibi bana aylar once cektigin mesajlari okudum tekrar tekrar. cep telefonumun sana ozel melodisini tum aramalar icin sectim, sen aramissin gibi hissedeyim caldiginda diye. beyin bir garip calisiyor, senin aradigini sandim her telefon calisinda, imkansiz oldugunu bilerek. telefonu her acisimda senin olmadigini tekrar tekrar anlamak icimi daha cok acitti ama vazgecmedim, degistirmedim melodiyi... sonra senin yakinindaki baska bir ulkeye geldim. dilini, dinini, yasamini bilmedigim bir ulkede yalniz basimaydim, sen komsu ulkenin obur ucundaydin ama en azindan ayni kitadaydik artik. bu bile teselliydi benim icin. 'paylastigimiz bi gokyuzu' bile yoktu, hatta okyanuslarimiz bile farkliydi. ama olsun, seninle ayni kitadaydik ya, ayni evde ayri odalarda kadar yakindik bence. sonra senin yanina geldim. ayrildiktan, sen gittikten tam bir yil dort gun sonra senin yanina geldim. hayatimin en guzel uc gununu gecirdim seninle. ayni okyanus kiyisinda yuruduk, yagmurda, guneste. uzerine bir de ucak kacirdim ve bir gun daha kaldim yaninda. "tamam" dedik, "bize gereken dort gunmus, uc gun gozlerimizi kurutmaya yetmezdi, simdi daha iyiyiz." sonra sen geldin benim yanima ve yine anilari yigmaya basladik. sabaha kadar mazhar-fuat-ozkan, teoman, candan dinledik, yine agladim ben. sen yanimdaydin ve durumumuza pek de uygun olarak ayrilik sarkilari, bir daha birbirini gorememe uzerine yazilmis acimasiz sozler dinledik birbirimize sarilarak, alnimizdan operek, saclarimizi koklayarak... tas degil, yurek bu... dayanamiyordum. ayni seyi tekrar tekrar yasamak, ani biriktirmek ve bunlari tekrar tekrar hatirlayip her seferinde basinctan pespese patlayan devasa cam duvarlarin kiriklarini parmaklarimla ayiklamak istemiyorum artik icimden... baska bir yolu olmali...
dokuz gunun ardindan bir yigin ani biraktin yine bana. "bitti, buraya kadarmis dedim, unuttum bile dedim" diye, kendimi sozle avutmak da istemiyorum, "son kez" olan hicbirseyi kabul etmek de. hem de son kez oldugunu bilerek ve birbirimize "son kez" oldugunu soyleyerek. bir yolu olmali. bu aci fazla. ... |
|
|||
|
Quote:
|
|
|||
|
İlk defa
Aslında bu sayfaya; Şöyle büyük harflerle, SENİ SEVİYORUM'diye yazmalıydım. Sen okumalıydın tabi ilk defa kızmalıydın bana ilk defa susmalıydı gülen gözlerin susuz yıldızlar indiğinde gözpınarlarına gece ilk defa ağlamalıydın. Gözlerinin ne güzel olduğunu yazmalıydım sonra, Bakışlarını herkeslerden kaçırmalıydın, Belkide lanetler okumalıydın bana, Belkide perdeleri örtük bir gecede Cesaretlenip bakmalıydın kırık bir aynaya; ilk defa gözlerinden korkmalıydın.. |
|
|||
|
Quote:
seninkiler kadar guzel olmasa da yazdim iste
|
|
|||
|
Quote:
tesekkurler askima.
|
|
|||
|
Her şeyin bir adı vardır da ben sende yaşadıklarıma bulamadım bir ad koklarsın, gül dersin duyarsın, ezgi dersin tadarsın, ekmek dersin dokunursun, sıcak bir el dersin.ben dokundum sana, yüksek bir direnç yüklendim tadamadım ekmek tazeliğinde sevgini baktım da gözlerinde boğuldum, tutunamadım kirpiklerine ezgi saflığında sesin kaldı kulaklarımda. çiçeklerle harmanlanmış kokun kaldı çekiniyorum soluk alırken, başka kokular karışmasın diye. dedim ya güzelim, koyamadım adını sende ürpertilerimi duyduğum çırpınışları, konuşurken sesimin sende düğümlenişini. aşamadım gönlümden beynime uzamış uçurumu. sunsam her şeyiyle bu sevdayı ellerine sen koyabilir misin adını göğüs gerebilir misin bu sevdanın amansız dalgalarına
|
![]() |
| Thread Tools | |
| Display Modes | |
|
|
Similar Threads
|
||||
| Thread | Thread Starter | Forum | Replies | Last Post |
| ölürüm sana | kemal00 | General grammar questions (EFL / ESL) | 53 | 2005-08-06 03:18 |
| sadece sana II | suildur | Song writing & lyrics | 4 | 2005-05-08 07:39 |
| sessiz veda | erturkk | Articles | 8 | 2005-04-25 06:19 |
| sana | ashiel1 | Song writing & lyrics | 1 | 2005-04-18 18:08 |
| Elbetteki Sana | suildur | Reading and writing | 98 | 2005-03-21 16:08 |