Seslisozluk.com Forums   Sözlük - Lost Password - Edit Account
Word Requests x Others | Helpful Answers


Go Back   Seslisozluk.com Forums > English language help, discussion and fun > Articles

Reply
 
LinkBack Thread Tools Display Modes
  #1 (permalink)  
Old 2005-05-29, 10:04
endlessturk's Avatar
Senior Member
 
Join Date: May 2005
Location: centre of justice
Posts: 305
endlessturk is on a distinguished road
Default Azar Biraz Tarih

Süryaniler Kimdir?

Süryaniler, kökenleri 5000 yıl öncesine giden bir toplumdur. Mezopotamya'da yeşeren ve uygarlığın gelişiminde önemli rol üstlenen eski Mezopotamya halklarının yani köklü bir kültürün mirasçılarıdır. Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra, coğrafyayı istila edenlerin baskı ve egemenlikleri yüzünden başlangıçtaki etkinliklerini kaybetmişlerdir. Günümüzde ise dünyanın değişik bölgelerinde dağınık bir şekilde yaşamaktadırlar.

Süryanilerin kökeni ve nerden geldiklerine dair bilinen üç farklı görüş vardır.Bu görüşlerden birisi, Süryanilerin Aramiler'den geldiğini savunan tezdir. Bu tezin dayanağı Süryani halkının Aramca konuştuğu ve bundan dolayı da kökeninin Aramiler olduğunu iddia etmektedir. Süryanilerin kökenine dair ikinci görüş ise Süryanilerin Asurlular'dan geldiğini savunan tezdir. Bu görüşe göre Süryaniler, eski Mezopotamya'da imparatorluklar kurmuş olan Asurlular'ın torunlarıdır. Bu iki görüşün eksiklikleri, Süryanilerin kökenini tüm eski Mezopotamya halklarına dayandığını belirten yeni bir görüş ortaya çıkarmıştır.

Aslında bu farklı görüşlerin önemi, getirdikleri tarihsel açıklamalardan ziyade, bu görüş sahiplerinin Süryaniler için düşledikleri farklı toplumsal modellere sahip olmasındadır. Yani Asur görüşünü savunanlar, Süryanilerin öncelikle siyasal bir toplum olmasını arzu etmekte; Arami görüşünü savunanlar ise daha çok inanca dayalı bir toplum modeli oluşturmak ve bu model çerçevesi içinde toplumu bir arada tutmaya çalışmaktadırlar.

Aslında Asur ve Arami ile anlatılmak istenen halk aynıdır. Söz konusu olan halk, Eski Mezopotamya kültürünü taşıyan ve inancı bakımından Hıristiyan olan bir topluluktur. Bu halk Irak ve İran'da daha çok "Asur" adıyla tanınırken, Suriye ve Türkiye'de aynı halk için "Süryani" adı kullanılmaktadır. Süryani kelimesi özellikle Hıristiyanlığı sonrası yaygınlık kazanmıştır ve Hıristiyan olan Yukarı Mezopotamya halkını belirtir. "Asurlu" kelimesi ise İsa'dan önceki Yukarı Mezopotamya halkı için kullanılmaktadır. Başka bir deyişle "Asurlu" kelimesi "Süryani" kelimesi ile anlatılmak istenen halkın Hıristiyanlıktan önceki zamanını belirtir. Bir yerde bugün bu halk için kullanılan, "Asur", "Arami", "Süryani" (ve daha başka adlar; Keldani, Maruni vs.) kelimeleri aynı topluluğu nitelemektedir.

Süryanilerin kökenini sadece Aramilere veya Asurlulara dayandırma çabalarının , Mezopotamyanın eski tarihine bakıldığında çok anlamlı olmadığı görülecektir. Buna karşılık Süryanilerin kökenini, tüm eski Mezopotamya halklarına (Fenikeliler, Akkadlar, Keldalılar, Babiller, Kenanlar, Asurlular ve Aramiler) dayandırmak daha mantıklıdır. Çünkü bütün bu halklar aynı kökenden oldukları için daha kolay kaynaşabilmişlerdir. Aynı dili konuşan, benzer örf ve adetleri yaşayan bu halklar Hıristiyanlık inancı ile birlikte aynı dine de sahip olmuşlardır. Ve bu eski halkların temeli üzerinde, yeni bir ada sahip olan Süryaniler doğmuştur.

Süryani' Adı Nereden Geliyor?
Süryani (Süryoyo) adının nasıl, ne zaman ve neden dolayı kullanıldığı kesin olarak bilinmiyor. Süryani isminin kökeni hakkında pek çok varsayım var. Varsayımların ortak özelliği; Süryani adının ya Mezopotamya'daki bir şehirden ya da bu coğrafi bölgede hüküm sürmüş bir kralın adından kaynaklandığıdır. Sizlere bilgi olması açısından, bugün en sık rağbet edilen iki varsayımı aktaracağım. Bu iki varsayım Yakup Bilge'nin, Yeryüzü Yayınları arasında çıkan ve 1992 yılında basılan "Anadolu'nun Solan Rengi Süryaniler" kitabından alınmıştır.

1) Kimi yazarlara göre Suriye adı, bölgeyi ele geçiren Kilikos'un kardeşi Suros'tan geliyor. Süryani adı da bu sözcükten türüyor. XII.yy'da yaşamış olan Diyarbakır metropoliti (Bir bölgede yaşayan Süryanilerin kilise içindeki en üst rütbedeki kişisi) Arami kralı Suros'un adına izafeten, egemenliği altındaki ülkenin "Surisyin" olarak adlandırıldığını, daha sonra Surisyin adındaki son "s" harfinin atılarak "Suriyin" şeklini aldığı ve burada yaşayan halkında bu adla anılmaya başlandığını söyler.

2)Asurluların ülkesine Yunanlılar tarafından sözcüğün onuna bir 'y' eklenerek "Asurya" deniliyordu. Yunalıların kullandığı ve gitgide yaygınlık kazanan "Asurya ve Asuryan" kelimeleri Aramca konuşan halkın diline girdiği zaman, dil kurallarına göre bazı değişikliklere uğradı ve Asuroyo şeklinde telaffuz edildi. Tarihsel süreçte "A" harfi düşerek kelime Suroyo (Süryani) şeklini almıştır.

Suryani Tarihi

Süryanilerin millatan önceki tarihleri, eski Mezopotamya'da yaşayan ulusların tarihidir. Hıristiyanlık inancı tüm yukarı Mezopotamya'daki halkların tek bir potada erimelerini sağlamıştır. Süryani halkının kökleri de eski Mezopotamya'nın en eski tarihsel dönemine kadar inip orada kaybolmaktadır.
Yukarı Mezopotamya'nın yazılı tarih evresi Akkadlarla başlar. İ.Ö.3000'lerde Sümerin kuzeyinde yer alan Akkad'da ve Fırat'ın orta kesiminde, çok sayıda bağımsız site devletleri kurulmuştur. Buradaki halk, Sümerler'e benzemeyen bir kabileden (tribulan) oluşuyordu. Bu kabile bir Sami dili (Akkadça) konuşuyordu ve Mezopotamya'nın batısında bulunan ovalarda yaşayan Tribulerle akrabaydılar yani Akkad'ın Samileri batıdan gelmişlerdi. (1)

Akkad bölgesi Dicle ve Fırat arasında merkezi bir bölgeydi. Bölgenin bu merkezi durumunda yararlanan Akkad kralları, kısa zamanda büyük fetihler yaptılar. "Dünyanın dört bölgesinin kralı" ünvanını alan Akkad kralı Naramsin (İ.Ö.XXIII.yy) kuzeyde Doğu Anadolu dağlarına kadar ilerlemiştir. (2)

Asur halkının çekirdeğini oluşturan bu insanlar, Akkad bölgesinde kuzeye yayılan Samilerdir. İ.Ö. 3000'lerde Orta Fırat dolaylarında yerleşmeye başlayan Akkadlar, burada bir çok yerleşim birimi kurmuşlardır. Bunlardan birisi de kabilenin ve tanrısını ismini alan Asur kentidir. (3) Daha sonra bu kabile adını tüm bölgeye ve verecek kadar güçlenmiştir.

Tüm Sami halkları birbirlerinden çok farklı olmayan uygarlıklar yaratmışlardır. Çünkü bu halklar birbirlerinin mirasına çok kolaylıkla sahip çıkıyorlardı. Asurlularda Akkad kültür temeli üzerine kendi kültürlerini geliştirmiş ve bu kültürü daha geniş bir bölgeye yaymayı başarmışlardır.

Kısa zamanda tüm Yukarı Mezopotamya'da Asurluların yarattıkları kültür egemen olmaya başlamıştır. Asurlular, bu egemenliğe tanıklık yapan binlerce maddi kanıt bırakmışlardır. Asur, Ninova, Kolah v.b gibi kentler ve buradaki yığınla tablet bu durumu tartışmasız kanıtlamaktadır. Yukarı Mezopotamya'nın güney kesiminde Asurluların hakimiyeti tartışmasız bir şekilde kabul edilirken, Süryani tarihi açısından tartışılmaya daha açık olan bölge Yukarı Mezopotamya'nın kuzey bölgesidir. Çünkü bu bölgede egemenlikler sürekli olarak el değiştirmiştir.
Arkeoloji biliminin halen bu bölgede yapması gereken çok sayıda çalışma vardır ama eldeki veriler buralardaki bir çok yerleşiminin tarihinin Asurlulara kadar uzandığını gösteriyor. Bu bölgeler için kullanılan ilk coğrafi terimler ve kent adları Asurcadır. Ayrıca ilk tarihi kayıtlarda Asur dilinde çivi yazısı olması bir rastlantı değildir. Bölge için kullanılan coğrafi terimlerin ve kent adlarının Asurca olması, bölgenin çok eski zamanlardan beri belki de Asurluların siyasi egemenliğinin bu bölgeye gelmeden önce Asurlularla ilişkili ve onlardan etkilendiğini göstermektedir.

Örneğin bugünkü Harran adı, Asurca'daki Harranu'dan gelmektedir. Bu kelimenin Asur dilindeki anlamı ise yol'dur. Bu adlandırma, eski çağda buradan geçen ticari ve askeri yollardan kaynaklanmıştır. Tur-Abdin (Midyat ve civarı) bölgesi hakkındaki ilk tarihi bilgiler ve coğrafi terimler Asurluların XV.yüzyıldaki genişlemesinden sonraya dayanmaktadır. Asur krallarından I.Adat Ninari ve oğlu I.Salamsar'dan kalma kitabelerde "Kaşiari Dağları" diye sözü edilen bölgenin Mardin-Midyat yani Tur-Abdin çevresi olduğu bilinmektedir. Bu bölgeyle ilgili diğer bir coğrafi terim olan "İzala'da" o dönemden kalmadır. Çivi yazı tabletlerde ve daha sonraki Roma ile Bizans kaynaklarında Mardin ve civarı için İzala terimi kullanılmıştır.

Bugünkü Cizre ilçesinin 20 km kuzey batısındaki örenler bir zamanlar Asurin (Asur) hükümdarları için başkentlik yapmış büyük bir kente aittir. Nusaybin'in 15 km kuzey-doğusunda bulunan Merdis (Süryanice Marin) örneklerindeki kaya ve mağara ağızlarındaki Çivi yazısı (Asurca) ve Strangeli (Doğu Süryanice) yazılar ile çeşitli kabartma ve resimlerin yan yana bulunması bölge halkının kökenlerini gösterir niteliktedir. Yine bu bölgede bulunan Hassana (Kösreli) köyünün de İsa'dan önceki döneme dayanan bir yerleşim bölgesi olarak tarihselliği Asurlulara kadar uzanmaktadır. Bölgedeki Nisibis (Nusaybin), Merdo (Mardin), Urhay (Urfa), Omif (Amid, Diyarbakır) v.b gibi kentlerini kuranlarda yine Asurlulardır. (4)

Asurluların bu kadar geniş bir coğrafik bölgeye yayılmalarının nedeni, Asur şehrinin daha İ.Ö.'ki 3000'lerde bu bölgelerle ticaret ilişkilerine başlamış olmasıdır. Asur şehrinin; Aşağı Mezopotamya, Asurya ve Anadolu ile bakır ve gümüşün çıkartıldığı Doğu Anadolu'nun merkezi yerinde bulunması kentin süratle gelişmesine yol açtı. Kapadokya ve Doğu Anadolu ile yapılan ticaret, Asurluların buradaki bir çok şehirde koloniler ve yerleşim birimleri kurmalarına yol açmıştır. Bu durum ise Asur krallarının bu bölge ile daha yakından ilgilenmelerine ve buralar sefer yapmalarına zemin hazırlamıştır. Ticaretin serbestçe yapılabilmesi için ticaret yollarının güvenlikli olması gerekiyordu. Bu güvenliği sağlamakta Asur krallarına düşüyordu. Ticaret için yapılan fetihler ise halkın gitgide kuzeye ve tüm Mezopotamya'ya yayılmasını sağlıyordu. Asurluların kuzey ve kuzey-batıya olan büyük genişlemesi ise İ.Ö. XV.yy'dan sonraki "Orta Asur Dönemi" ile İ.Ö. VIII. - VII.yy'da olmuştur.
Attached Images
File Type: jpg suryani1.jpg (6.7 KB, 8 views)
File Type: jpg suryaniler2.jpg (10.7 KB, 7 views)
File Type: jpg sargon.jpg (7.3 KB, 7 views)
Reply With Quote


  #2 (permalink)  
Old 2005-05-29, 10:15
endlessturk's Avatar
Senior Member
 
Join Date: May 2005
Location: centre of justice
Posts: 305
endlessturk is on a distinguished road
Default

hristiyanligi ilk kabul eden olmalari ve konustuklari dilin aramice ( suryanice ) olmasi sebebiyle papalik dunyasi tarafindan dislanmislardir.
Reply With Quote


  #3 (permalink)  
Old 2005-05-29, 10:44
Senior Member
 
Join Date: Mar 2005
Posts: 285
dirhelek is on a distinguished road
Thumbs up

suryaniler,asurlar...
endless, anlasilan sen bize bugun is yaptirmayacaksin?
yani bu ilginc yazilari incelemekten calisamiyoruz, olmuyor yani?
saka bir yana, suryanileri tek bir halka, asurlara dayandirmanin yanlis olacagi fikrine katiliyorum.
Asurlar mezopotamyanin savasci ve diger uygarliklara da acimasiz davranan kavimlerden biridir, yani boyle bir ozellikleri var.Diger topluluklari asimile etmisler, kendi kulturlerinde eritmisler..
Egemenliklerini kurarlarken diger uygarliklara da acimamislar, bu yuzden onlardan bir takim seyler gunumuze kadar kalmis veya en azindan konusulur olmus.
Bolgenin ozelliklerinden dolayi sik sik savaslar ve gocler olmus, yeni yeni kavimler gelip gecmis..
Hristiyanlik etrafinda toplanan halk, gunumuze kadar varliklarini, diger topluluklara kapali kalarak surdurebilmislerdir...
Kuzey Irakta halen keldaniler, asuri diye tanimlanan halklar yasamlarini surdurmekte...
Yani suryanilere asuri demek mantiken dogru olabilir,ancak asuri dedigimiz halk da basta dedigim gibi zaten tek bir irk olarak tanimlanamaz...
Bir nokta daha...
Isailogullari kavmi de arami kokenlidir(buna filistinlilerde dahil tabi)
Saygilaaarrrrr!
Reply With Quote


  #4 (permalink)  
Old 2005-05-29, 10:53
llibra_elmirr's Avatar
Senior Member
 
Join Date: May 2005
Location: a---yanlış b----doğru c----hepsi d---tek yanlış...
Posts: 1,864
llibra_elmirr is on a distinguished road
Talking hımmm...

katılıyorum dirhelek sana ! aynı fikirdeyim...onaylıyorum
Reply With Quote


  #5 (permalink)  
Old 2005-05-30, 05:59
endlessturk's Avatar
Senior Member
 
Join Date: May 2005
Location: centre of justice
Posts: 305
endlessturk is on a distinguished road
Default Sumerler

Sümerler Güney Mezopotamya'da, Basra Körfezi ile Bağdat arasında, Fırat ve Dicle'nin taşıdığı alüvyonlu birikinti ovasında kurdukları kentlerde, herbiri güçlü ve kendi yöneticileri olan devletlerde yaşadılar. Sümer ülkesinin doğusunda Elam ülkesi, kuzeyinde önce Akkad arkasından Babil olarak adlandırılan ülkeler bulunmaktaydı. Batısında ise büyük çöl bölgesi bulunmaktaydı. Maden, taş ve ağaç bulunmayan bölge, iyi bir biçimde organize edilen sulama kanallarıyla üretken, verimli ve zengin bir ülke haline getirilmişti.

Genel Özellikleri

Sümerler, etkileri günümüze kadar ulaşan birçok gelişmenin başlangıcında bulunan bir toplumdur.

M.Ö. IV. binyılın sonlarında (M.Ö. 3200-3000) çiviyazısını geliştirdiler. Başlangıçta kil tabletler üzerinde yalnızca sayılar, alınıp satılan eşyaların adları veya diğer işlerle ilgili liste biçiminde tutulmuş kayıtlar bulunmaktaydı. Uzun bir gelişme döneminin arkasından M.Ö. 2500'lerde metinler yazıya geçirilmeye başlandı. Çivi yazısı Yakındoğu'da iki binyılı aşkın bir süre boyunca Akkad, Assur, Babil, Pers, Hitit ve Urartu gibi birçok toplum tarafından kullanıldı.

"Yaratılış" ve "tufan" gibi tek tanrılı dinlerde de karşılaşılan ilk dinsel anlatılar önce Sümerler ve sonrasında diğer Mezopotamya toplumları tarafından kayıt edildi.

Yazılı kanunlar, fal, büyü, matematik, tıp ve bunun gibi konularda hep önce onların adları anılır.

Kent devletlerinde yaşadılar. Sulama ve tarım gelişmişti.

Çömlekçi çarkı, araba tekerleği, saban, yelkenli tekne, yapı kemeri, tonoz, oymacılık, kakmacılık gibi yararlı teknik ve aletler geliştirdiler.

Heykelcilikte, mücevher ve küçük el sanatları konusunda becerikli sanatçıları bulunmaktaydı.

Köken ve Dil

Sümer ülkesine hayat veren Fırat (buranun), Dicle (idiglat) ile Eridu, Ur, Larsa, Lagaş ve Nippur gibi önemli kent isimlerinin Sümerce olmaması, bunların bölgede Sümerlerden daha önce yaşayan bir toplumdan öğrenildiği biçiminde değerlendirilmektedir. Güney Mezopotamya'lı öncü insanların geliştirdiği yerleşik Obeyd kültürü Sümerlere de birçok bakımdan katkıda bulunmuştu. Sümerlerin bu bölgeye M.Ö. IV. binyılın ortalarında geldiği yolunda bazı bulgular vardır. Asıl yurtlarının neresi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bazı kahramanlık öyküleri onların Hazar bölgesiyle ilişkileri biçiminde yarumlanmaktadır. Dilleri belli bir ölçüde Ural-Altay dillerini hatırlatmaktadır. Ancak sözcük dağarcığı, sözdizimi ve dilbilgisi bakımlarından hala tek örnektir ve kesin akrabalık ilişkisi kurulamamaktadır. Hint-Avrupalı ve Sami olmadıkları bilinmektedir. Ancak Obeyd kültürü ile Sümer egemenlik süreci arasında belirgin bir kesintinin bulunamaması ve kültürel unsurlarda saptanan devamlılık, bu toplumun yerli de olabileceğini düşündürmektedir.

Sümer Krallıkları
Sümerce yazılmış Kral Listeleri veya bunların sonraki kopyalarına göre tufandan önce ilk krallık Eridu kentine inmişti. Bu süreçte egemen olan 8 kralın her biri 18.600 ile 43.200 yıl arasında değişen uzunluklarda iktidarda kaldığı yazılır. Tufandan sonraki ilk üç Sümer Hanedanı, sırasıyla Kiş, Erek ve Ur hanedanlarıdır. Ancak bunların ilk ikisinin büyük ölçüde çağdaş olduğu yolunda bulgular elde edilmiştir. Kralların iktidarları ve yaşam süreleri ise en uzunu 1.560 yıldan daha aşağıya normal rakamlara doğru azaltılarak verilir. Yazılı belgelerde bulunan yönetimle ilgili unvanlar dini otorite yanında askeri ve siyasal yapının da varlığına işaret eder. Bu unvanlardan başlıcaları ENSİ (lord, efendi) ve LUGAL’dır (büyük adam veya kral). Kentler önce ENSİ denen rahip kralların yönetiminde iken daha sonra LUGAL denen kralların genel hakim ve ENSİ lerin de bazı haklarla yönetici veya bir diğer kentte krala bağlı yönetici olduğu anlaşılmaktadır.

Sümer tarihi birkaç başlıkta incelenir:

Erken Sülaleler Dönemi veya Er Hanedanlar Dönemi: M.Ö. 2900-2350

Akkad egemenliği (M.Ö. 2350-2150) sonrası

III. Ur Sülalesi: M.Ö. 2120-2000

İsin-Larsa egemenliği.

Büyük çoğunlukla mitolojik öykülerden ve bazı krali yazıtlardan saptanabilen bu döneme ait bazı krallar şunlardır:

Etana, Kiş kralı (III. binyıl başları, Kral Listeleri ve diğer belgelere göre bütün ülkeleri istikrara kavuşturan ilk kral)

Meskiaggaşer (Erek hanedanının kurucusu)

Enmerkar (Erek kentinin kurucusu, Hazar Denizi yakınlarındaki Aratta'ya sefer yapan kral)

Gılgameş (Yakındoğu'nun en iyi bilinen tufan, yaratılış, ölümsüzlük arayışı gibi mitlerin kahramanı, yarı tanrı kral)

Mesannepadda (Ur Hanedanı'nın kurucusu)

Mesilim: Kiş kralı (M.Ö. 2500'ler)

Urukagina: Lagaş kralı, ilk yazılı reformları gerçekleştirdi.

Gudea: Akkad egemenliği sonrasında Lagaş kralı, çok sayıda heykeli var

Ur-Nammu: III. Ur Hanedanı'nın kurucusu

İşme-Dagan: İsin Hanedanı'nın 4. kralı

Lipit İştar: İsin Hanedanı'nın 5. kralı, yasa koyucu.

İncelenmiş Önemli Merkezler

Uruk (Kitabı Mukaddes'te Erek, günümüzde Varka)

Ur (Eski Urim)

Lagaş

Nippur

Şuruppak (Fara: tufan kahramanı Ziusudra'nın doğduğu kent)

Kiş (tufandan sonra ilk krallığın indiğine inanılan kent)

Eridu (Sümer bilgelik tanrısı Enki'nin makamı)

Cemdet Nasr

el-Obeyd

Asmar, Haface, Agrab höyükleri

Mari (ülkenin kuzeyinde orta Fırat bölgesinde)

Din ve Tanrılar

Sümerlerin ismi yazılı belgelere geçen yüzlerce tanrısı vardı. Ancak bunların hepsi aynı derecede kutsanmamaktaydı. Bir kısmı büyük tanrılar panteonunda baş sıraları paylaşan ilahların eşleri, çocukları veya hizmetkarlarıdır. Ancak genel bir değerlendirmeyle önem sırası şöyle çıkarılabilir:

An: Gök tanrısı, önceleri baş tanrıyken sonra yerini hava tanrısı Enlil almıştır.

Enlil: Hava tanrısı, tanrıların babası, tapınağı Ekur Nippur kentindeydi.

Enki: Bilgelik tanrısı

Nimmah (Ninhursag): Ulu hanım, ana-tanrıça

Nanna (Sin): Ay tanrısı

Utu (Şamaş): Güneş tanrısı, ay tanrısı Nanna'nın oğlu.

İnanna (İştar): Tanrıça.

Sümer Toplumu

Sümer uygarlığı kentsel nitelikliydi. Her kent surlarla çevrilmişti. Çevresinde köyler bulunmaktaydı. Kent içinde merkezde yüksekçe bir tepe üzerine yerleştirilmiş bir tapınak-sonra ziggurat bulunmaktaydı. Ziggurat Sümerlerin mimariye kazandırdığı bir yapı tipidir. Toplum soylular, sıradan vatandaşlar, yanaşmalar ve kölelerden oluşmaktaydı. Halkın çoğunluğu çiftçiydi ve tarımla, hayvancılıkla uğraşmaktaydı. Ayrıca yazıcı, gemici, balıkçı, tüccar, mimar, duvarcı, marangoz ve çömlekçi gibi iş ve meslekler bulunmaktaydı. Tapınak sosyal yaşamın merkeziydi. Ancak her kentte zengin tüccarlar ve güçlü aileler de vardı. Ticari ilişkilerde gümüş ağırlıklar kullanılıyordu.

Kaynaklar

Sümer tarihi ve bu uygarlık hakkında bilinenler, Güney Mezopotamya'da ilk yerleşmelerin başladığı yaklaşık olarak M.Ö. 4500 yıllarından, Sümerlerin tarih sahnesinden silindiği M.Ö. 1750 arasındaki dönemden gelen çivi yazılı belgeler, arkeolojik kazılardan gelen buluntular ve çok sonralara kadar kopya edilen yazıtlardan gelmektedir. Kendileri tarih yazmadığı ve geçmişten söz eden belgelerin büyük bölümünün de mitolojik öykülerle iç içe olduğu için haklarında tarihsel bir kurgu yapmak oldukça zordur. Sümerlerin yöneticilerini kaydettikleri kral listeleri, bir bölümü tufandan önce hüküm süren ve M.Ö. 1750'de başlamış olan İsin Hanedanı'na kadar olan kralların adlarını içerirler.

Last edited by endlessturk; 2005-05-30 at 07:08.
Reply With Quote


Reply

Thread Tools
Display Modes

Posting Rules
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off
Trackbacks are On
Pingbacks are On
Refbacks are On


Similar Threads
Thread Thread Starter Forum Replies Last Post
abartalım biraz burakkaplan Translations and Translators 4 2006-06-12 10:03
biraz şiir arwen15 Reading and writing 6 2006-03-31 09:37
Biraz edebi bir cumle vabene Translations and Translators 6 2006-03-28 15:12
biraz korkun kull Off Topic 0 2005-11-02 14:56
kim demiş tarih sıkıcıdır diye teyology Off Topic 3 2005-09-02 16:43


All times are GMT +3. The time now is 07:20. (Turkiye time zone)


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.2
Copyright © 1999-2009 seslisozluk.com. All rights reserved. Her hakkı saklıdır.