Seslisozluk.com Forums   Sözlük - Lost Password - Edit Account
Word Requests x Others | Helpful Answers


Go Back   Seslisozluk.com Forums > English language help, discussion and fun > Articles

Reply
 
LinkBack Thread Tools Display Modes
  #1 (permalink)  
Old 2005-05-25, 16:13
yavuzsultanselim's Avatar
Junior Member
 
Join Date: May 2005
Posts: 18
yavuzsultanselim is on a distinguished road
Arrow nükteler-nükteler

SERÇENİN KADERİ

Günlerden birgün havalar son derece soğukmuş. Minik bir serçe kendi kendine "Burada kalmalıyım, güneye göç etmemeliyim" demiş.

Ama serçe bu soğuk havalara fazla dayanamamış ve birgün gökyüzünde uçarken, kanatları donmuş ve yere düşmüş. O sırada oralarda otlamakta olan bir inek serçenin yanından geçerken üzerine pislemiş. Serçe tam öleceğini düşünürken, taze gübrenin etkisiyle ısınmış ve donarak ölmekten kurtulmuş.

Serçe bu işe çok sevinmiş ki şarkı söylemeye başlamış. Ama oralarda gezinen bir kedi, serçenin sesini duyunca yavaşça gelmiş, gübreyi eşelemiş ve serçeyi bulup, midesine indirmiş.

Bu öykünün Ana fikri ;

1. Tepene pisleyen herkes düşmanın olmak zorunda değil.

2. Seni pisliğin içerisinden çıkaran herkes de dostun değil.
3. Eğer pisliğin içinde rahat ve mutluysan, sesini sakın çıkarma.



İNSAN VE YÜKÜ

Terazinin bir kefesine deve olmakla yük taşımak, diğer kefesine de insan olmakla ibadet etmek konulsa ve seçme hakkı bize bırakılmış olsa hangisini seçecektik?
Elbetteki insanlığı...
O halde deve yükünü taşırken, biz niçin ibadetimizi yapmıyoruz.
Aynı şekilde terazinin bir kefesine hayvan olmakla yemeğimizi eğilerek yerden toplamak, diğer kefesine de insan olmakla secdeye varmak konulsa, tabi ki yine insanlığı seçecektik... Madem ki insanız o halde niçin secdeye varmıyoruz.



HAYAT SERÜVENİ

Mahlukata ömür dağıtımı yapılıyormuş. Önce eşeğe sorarak başlamışlar.
- Sana 60 yıl ömür veriyoruz, ömür boyunca itaat edeceksin, dayak yiyeceksin, sürekli çalışacaksın.

Eşek:
- 60 yıl ömür bana çok fazla, bunun 35 yılını kesin, 25 yıl bana yeter. demiş. Kabul edilmis...

Sonra sıra köpeğe gelmiş. Köpeğe demişler:
- Sana 30 yıl ömür veriyoruz. her an sadık olacaksın, ne verirlerse yiyeceksin, evleri bekleyeceksin.

Köpek:
- 30 yıl ömür bana çok fazla. Bana 15 yıl yeter. 15 yılını kesin demiş, kabul edilmiş...

Sonra sıra maymuna gelmiş. Maymuna demişler:
- Sana 20 yıl ömür veriyoruz. Ömrün boyunca şaklabanlık yapacaksın, daldan dala atlayacaksın insanları eğlendireceksin...

Maymun:
- 20 yıl ömür bana çok fazla 10 yılını kesin bana 10 yıl yeter. demiş. O da kabul edilmis...

Sıra insana gelmiş. İnsana demişler:
- Sana 20 yıl ömür veriyoruz. Her şeyin sahibi sensin herkes sana itaat edecek..!

İnsan:
- "20 yıl ömür bana çok az, şu 20 yıla eşeğin almadığı 35 yılı, köpeğin almadığı 15 yılı ve maymunun almadığı 10 yılı ekleyelim" demiş. Kabul edilmiş.

İşte bu yüzdendir ki insanlar 20 yıl insan gibi yaşadıktan sonra; 35 yıl Eşekler gibi çalışıp emekli olur, 15 yıl köpek gibi evi bekler. Son 10 yılını da maymun gibi şaklabanlık yapar torunlarını eğlendirir...


NEDEN İMTİHAN EDİYORSUNUZ?

Öğretmen, öğrencilerin aklını karıştırmak için:
- Çocuklar, demiş. Allah hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden bizi dünyaya göndermiş?
Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş:
- Öğretmenim, demiş. Şüphesiz ki siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O halde neden hepimize birer 10 vermeyip imtihan ediyorsunuz?..



MUSLUKLAR HARİÇ HER YER

Şair Eşref, Kırkağaç kaymakamlık binasının aktığını, tâmiri gerektiğini merkeze yazmış...

Merkezden yazı gelmiş;

“Nerelerin aktığını tek tek bildiriniz...”

Bunun üzerine Eşref meseleyi şöyle izah eder:

“Efendim, musluklar hariç her yan akıyor.”


NE HAKLA ZAMANIMI YERSİN

Günün kaç saatinde çalışırsınız? Sizi bilmem ama, Edison için anlatılan şu:

Bir icat peşinde, yirmi saat çalıştığı günlerden birinde uykuya mağlup olmuş.Yardımcısının yarım saat sonra uyandırmasını tembihleyerek sedire uzanır.

Fakat yarım saat sonra yardımcısı öyle derin ve tatlı uyku içinde bulur ki Edison’u... Uyandırmaya kıyamaz. Bir yarım saat daha bekler. Ve uyandırır. Edison, uyanır uyanmaz ilk işi saati sormak olur.

Öğrenince de çok sevdiği asistanını şiddetle azarlar:

-“Ne hakla benim yarım saatimi yersin?” der.


KIRK TOP BİR MANDA

1.Dünya Savaşı’nın Mütâreke günlerinde bazıları Türkiye’yi bir devletin mandası altına koymak istemişler. Bunun üzerine Yahya Kemal:

-Yahu, Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u almak için tek topu kırk mandaya çektirmişti. Bunlar koca devleti tek mandaya çektirmek istiyorlar” cevabını verir.


GÖNÜL KOCAMAZ

Abdulhak Hamid’in evinde bir sohbet sırasında, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılmış.Yaşı geçmiş bir hanım Hamid’e dönerek:

-“Efendim, gönül kocamaz” derler. Hamid bu söz üzerine şu cevabı verir:

-Kocamaz ama kocamış bir vucut içinde oturmak da istemez.



GİRENLERDEN ALMAYACAĞIZ DEDİKSE DE...

Komedi Yazarı Meşhur Molier, yeni yazdığı bir oyunu ilk defa olarak bir tiyatroda temsil ettireceği zaman,bir ilan neşredip tiyatroya girenlerden para alınmayacağını yazar.O gece tiyatro hınca hınç dolar.Oyun oynanıp bittikten sonra Molier,tiyatronun kapısının içerisine oturup her çıkandan para ister,vermeyenleri dışarı bırakmaz.

-Canım,girenlerden para alınmayacağınızı ilân etmediniz mi? Derler.Molier şöyle cevap verir:

-Evet girenlerden alınmayacaktır dedik,ama çıkanlardan alınmayacağını söylemedik.



NEFES ALACAĞIM

Yahya Kemal, çok şişman olduğu için, bir yokuşun sonundaki dükkanın önünde dinlenirken, içeriden çıkan tezgâhtar:

-Buyrun beyim, diye atılmış, ne alırsınız?

Yahya Kemal tebessüm ederek:

-Evladım müsaade edersen bir nefes alacağım
Reply With Quote


  #2 (permalink)  
Old 2005-05-25, 17:03
melekk's Avatar
Senior Member
 
Join Date: May 2005
Location: Göçebe misali
Posts: 488
melekk is on a distinguished road
Default

kıssadan hisseye
güzel eline sağlık
Reply With Quote


  #3 (permalink)  
Old 2005-05-25, 17:44
migrant's Avatar
Junior Member
 
Join Date: May 2005
Posts: 15
migrant is on a distinguished road
Default

Av. Sabahattin BEKTAŞ







Sahil kentlerimizden Göcek'te yabancıların çoğunlukta olduğu bir sitenin kat malikleri kurulu toplantısındayız. Büyük çoğunluğu İngiliz olan yabancılar geçen seneki toplantıda konuşma dili olarak İngilizceyi hâkim kılmışlardı. Geçen yılın tecrübesiyle toplantıyı yönetecek avukat olan başkana karşılıklı İngilizce konuşulmasına izin verildiğinde hâkimiyetin İngilizceye geçeceği ve Türkçenin silineceği uyarısında bulunmuştum. Nitekim başkan hâkimiyeti kaybetti, konuşma dili artık İngilizce olmuştu.

Toplantının belli yerlerinde uyarıda bulunarak burasının Türkiye olduğunu, konuşma dilinin Türkçe olması gerektiğini, yabancılar için Türkçeden İngilizceye çevirme yapılabileceğini belirttim. Bu uyarım da pek etkili olmadı. Aksine yabancı dil bilmeyen oturum başkanı ve benim için İngilizce konuşmalar Türkçeye çevrilmeye başlandı. Bir ara yine söz aldım, kendi ülkemde azınlık durumuna düştüğümü, tercümenin Türklere değil yabancılara yapılması gerektiğini belirten bir konuşma yaptım. Bu arada bir İngiliz arka taraftaki Atatürk resmini göstererek ''Bununla akrabalığın var mı'' diye sordu. Bu soru sorma şekli dalga geçer havada ve çok anlamlı idi. Toplantıda, başkan, hâkimiyeti kaçırıp İngilizce de bilmediğinden ses takip eden canlı durumuna düşmüştü. Bu durumu yanında bulunan oğluna göstererek aynen ''... Başkanın haline bak ses gelen tarafa yönelen bir canlıya dönüştü.. başkanın şahsında ülkemin halini görüyorum. Dilini kaybeden milletin kendisini yönetmesi mümkün mü?'' dedim. Gerçekten de başkan toplantıya Türkçeyi hâkim kılmayarak zavallı durumuna düşmüş, bizi de ülkemizde azınlık durumuna düşürmüştü.... Anlatılan olaydan çıkarılacak çok dersler olduğunu düşünüyorum. İngilizlerin dilini yaymak ve hâkim dil yapmak çabalarını anlatmak mümkün. Benim anlamadığım, kendi ülkesinde anadilini bırakıp İngiliz misyonerliği yapan Türkler. Türkçeye sahip çıkamayan, kimliğine ve bağımsızlığına da sahip çıkamaz. Türkçenin kaybedilmesi Türkiyenin kaybedilmesidir. Cumhuriyet kurulurken Türkçeye gösterilen özenin bugün gösterilmemesi, bizi kendi ülkemizde azınlık durumuna düşürmektedir. Olayımızda olduğu gibi yönetenlerimizi de ses takip eden canlı durumuna düşürür. Özellikle aydın geçinen, yabancı dil hayranlarının yabancı dil komplekslerinden kurtulmaları gerekir. Türkçeye sahip çıkılmazsa yukarıdaki örnek her geçen gün çoğalacaktır. Gelin dünyanın en yetkin en üretken en büyük dili Türkçeye sahip çıkalım. Türkçenin kurtuluşu Türkiye'nin kurtuluşudur. Başkasının dili ile kurtulmuş ve büyümüş ulus yoktur. Unutmayın ki, giden hayatı getirebilecek bir ilaç yoktur.
Reply With Quote


  #4 (permalink)  
Old 2005-05-25, 17:56
perfect_one's Avatar
Senior Member
 
Join Date: May 2005
Location: AnkArA
Posts: 628
perfect_one is on a distinguished road
Send a message via MSN to perfect_one
Default

Türk Ocağı Eskişehir Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal,
düzenlediği basın toplantısında, insanların zekasının, bilgisinin ve
hassasiyetinin dilinde toplandığını belirterek, bir milletin başka
milletler üzerindeki en kuvvetli silahının dili olduğunu söyledi.
Dilini kaybeden bir milletin her şeyini kaybetmiş olacağını ifade
eden Prof. Dr. Ünal, şöyle konuştu:
''Dilini kaybeden millet, her şeyini kaybetmiş demektir. Vatanı
yaşatan milletse, milleti millet yapan da dildir. Giden vatanlar,
dilleri diri kalan milletler tarafından tekrar kurtarıldı, ancak dili
giden milletlerin, ne vatanları kaldı ne kendileri... AB sürecinde,
yazı dilinden, sözlüklerden millilik ifade eden kavramların
çıkarıldığını görüyoruz. AB'yi kuran Fransa, Fransızcayı Koruma
Kanunu'nu 1994 yılında çıkardı. Türkçeyi iyi konuşan ve iyi yazan
insanlar kalmadı. Gidenlerin yerine yenilerini yetiştiremiyoruz.''
Prof. Dr. Ünal, bugün Karamanoğlu Mehmet Bey'in 13 Mayıs 1277'de
Türkçeyi devlet dili ilan etmesinin yıldönümünü kutladıklarını da
belirterek, Türkçenin kullanımı ve korunmasına yönelik bir metin
hazırladıklarını bildirdi.
Prof. Dr. Ünal, bu konuda hazırlanacak bir yasada yer almasını
istedikleri görüşleri içeren metni, imza kampanyasının ardından
Meclis'e göndereceklerini kaydetti.
Reply With Quote


Reply

Thread Tools
Display Modes

Posting Rules
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off
Trackbacks are On
Pingbacks are On
Refbacks are On



All times are GMT +3. The time now is 07:08. (Turkiye time zone)


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.2
Copyright © 1999-2009 seslisozluk.com. All rights reserved. Her hakkı saklıdır.